MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık hakkında 5607 sayılı Yasaya muhalefet iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, mahkemece sanığa yapılan ihtara rağmen zararın ödenmediğinden bahisle re’sen duruşma açılarak yeniden yapılan yargılama sonucunda da temyize konu 25/04/2011 tarihli hükmün verildiği anlaşılmakla,
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği nazara alındığında, sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçunu oluşturup, bu suçtan doğrudan zarar görenin ise suç tarihi itibarıyla TAPDK olduğu, Gümrük İdaresi'nin davaya katılma hakkının olmadığı ve mahkemece katılmasına karar verilmesinin de yasa yollarını kullanma hakkını vermeyeceği, 21/06/2010 tarihli kararın TAPDK vekiline tebliğ edilmediği, davaya katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi'ne bildirildiği ve anılan idarenin itirazı üzerine Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesince 10/08/2010 tarih ve 2010/376 değişik iş sayılı karar ile itirazın kabul edilerek "Karardaki eksikliğin yeniden yargılama yapmayı gerektirmediği anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nun 271/2 maddesi gereğince Nusaybin Asliye ceza mahkemesinin 21/06/2010 tarih ve 2010/146 Esas, 2010/303 sayılı kararının hükmün fıkrasının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin fıkrasının hüküm bölümünden çıkartılarak yerine "sanığın 5271 sayılı kanunun 231/9 maddesi gereğince kamu zararı olan 32.153,83 TL'yi ödemesi şartı ile aynı kanunun 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" fıkrasının eklenmesine" şeklinde hüküm tesis edildiği, bu karar sonrası TAPDK'na tebliğ edilmeyen 21/06/2010 tarihli kararın kesinleştirildiği, mahkemece usulüne uygun kesinleşmemiş karara dayanılarak sanığa zararın ödenmesine ilişkin ihtarda bulunulması ve bu ihtara uyulmadığından bahisle sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, henüz kesinleşmeyen 21/06/2010 tarihli kararın zamanaşımını durdurmadığı, mahkemece hükmün açıklanmasına dair 25/04/2011 tarihli kararın da hukuki değerden yoksun olduğu, zamanaşımını kesen en son işlemin sanığın savunmasının alındığı 31/05/2010 tarihi olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede,
Zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 31/05/2010 tarihinden sonra zamanaşımını kesen başkaca bir işlem yapılmadığından temyiz inceleme gününde 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli zamanaşımı süresi tamamlanmış olmakla; sanığın temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava konusu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanunun 13/1. maddesi yollamasıyla TCK’nun 54/4. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE, 33 E 9604 plakalı nakil aracına sonradan eklenen gizli bölme sökülmek suretiyle sahibine iadesine, trafik kaydı üzerindeki şerhin kaldırılmasına, 26/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.