MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5015 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Sanık ...'nin temyiz talebinin incelenmesinde;
UYAP'tan alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğine göre sanığın, hükümden sonra 10/04/2015 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nun 64. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesi hususunda mahallince değerlendirilmesinin gerekmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
II) Sanık ... müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık müdafii 26.12.2012 havale tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunduğu halde duruşma talep etmemiş olup, gerekçeli temyiz dilekçesinde duruşma talep etmiş ise de süresi içerisinde duruşma talebinde bulunulmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi uyarınca reddine,
Mahkemece Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekominikasyon İletişim Başkanlığından sanıkların adlarına kayıtlı olan hatların olay tarihi olan 29.12.2011 tarihinden 15 gün önce ve sonrasına ait iletişimin tespit tutnaklarının gönderilmesi talep edilmiş, CD şeklinde gönderilen kayıtların görüşme trafiğinin grafik olarak çıkarılması yönündeki talebe istinaden konuyla ilgili olarak İl Jandarma Komutanlığında görevli Jan. B. çvş Org. Suç. İşl. Astsb. ... tarafından Analiz Raporu şeklinde hazırlanan telefon HTS dökümünün, uzmanlık görüşü gerektiren bir tespiti içermediği, bu nedenle HTS dökümlerine yönelik değerlendirme hakim tarafından da yapılabileceğinden düzenlenen raporun mahkumiyet kararına doğrudan etki etmeyeceği gözetilerek yapılan incelemede;
1. Hükmün 1. bendinde asgari hadden cezanın tayin edildiği belirtildiği halde gün adli para cezasının tespitinde alt sınırdan uzaklaşılarak hükümde çelişki yaratılması,
2. Yargılama giderleri ile ilgili olarak, 5271 sayılı CMK'nun 324. maddesinin 2. fıkrasında "Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.” şeklindeki açık hükmü ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 26/05/1935 tarihli ve 111/7 sayılı "yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmedir" ve yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 02/05/1966 tarihli ve 4/3 sayılı "tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktarda yükleteceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığın yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerektiğini” belirten kararları karşısında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda, sanığın yükümlülüğünü öğrenmesi ve buna göre yargılama giderleri yönünden temyiz yoluna başvurup başvurmayacağı hususunda karar vermesine imkan tanımak için, yargılama giderlerinin kime yükleneceğinin ve bu yükümlülüğün ne miktar olacağının belirtilmesi gerektiği, ancak mahkemece kısa kararda "Dosyada yapılan ve gerekçeli kararda gösterilecek olan yargılama masrafının sanıklardan eşit oranda tahsiline" denilerek, yargılama giderleri ile ilgili miktar açıklanmadan, bilahare gerekçeli kararda belirtilmesi suretiyle usul ve yasaya aykırı hüküm kurulması,
3. Müşteki Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin 23/05/2012 havale tarihli davaya katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği halde, İdarenin gerekçeli kararın başlığına "Katılan" olarak yazılması ve kısa kararda EPDK lehine vekalet ücretine hükmedilmediği halde gerekçeli kararın hüküm kısmında EPDK lehine vekalet ücretine hükmedilmek suretiyle hükümde çelişki yaratılması,
4. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
TCK'nun 53. maddesinin (3) fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki "velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun" sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden 53/1-c maddesindeki tüm haklardan ayrım yapılmaksızın şartlı salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
5. Hükmün müsadereye ilişkin fıkrasında dava konusu eşyanın 5015 sayılı Kanun'un Ek 5/1. maddesinden müsaderesi yerine TCK'nun 54. maddesinden müsaderesine karar verilmesi,
6. Nakil vasıtasının müsaderesine karar verilirken 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollaması ile 5237 sayılı TCK'nun 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken TCK'nun 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMUK'nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy