4458 sayılı Gümrük Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'nın, anılan Kanun’un 234/1. maddesi gereğince 27.523,00 Türk Lirası idari para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31/03/2017 tarihli ve 2015/182 esas, 2017/82 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin BAKIRKÖY 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23/03/2018 tarihli ve 2018/504 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 19.11.2018 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2018 tarihli ve KYB. 201/94281 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1. Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3/2. maddesine aykırılıktan dava açılmışsa da yargılama sürecinde söz konusu fiilin 4458 sayılı Kanun'un 234/1. maddesine aykırı olduğu ve idari para cezasını gerektirdiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verildiği, ancak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Başvuru yolu" başlıklı .... maddesinin uyuşmazlığa ilişkin olan 7. fıkrasının; "Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir" şeklinde düzenlendiği, keza Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/01/2014 tarihli ve 2012/3-1516 esas, 2014/21 sayılı kararında da "Bu düzenlemeye göre kovuşturma safhasında, kovuşturma konusu fiilin suç oluşturmayıp kabahat sayıldığının anlaşılması halinde, idari yaptırım kararı verilmesi için dosyanın ilgili kamu kurum ya da kuruluşuna gönderilmesi yerine davayı gören mahkemece idari yaptırım kararı verilecektir. Bu halde mahkemece, açılan kamu davası dolayısıyla yürütülmekte olan kovuşturma konusu fiilin suç oluşturmadığı gerekçesiyle hükmolunacak beraat kararıyla sonuçlandırılması ve idari yaptırıma karar verilmesi gerekecek ve bu uygulama 5326 sayılı Kanunun 27. maddesi, 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK'nun sistematiği birlikte değerlendiğinde hükmün karıştırılması niteliğinde olmayacaktır." şeklinde açıklamalara yer verilmesi karşısında, mahkemece sanığın, 5607 sayılı Kanun dolayısıyla hakkında açılan davadan beraatine hükmettikten sonra, sanığın fiilinin idari para cezasını gerektirdiği belirtilerek hakkında idari para cezası tesis etmesi gerekirken, beraat kararı vermeden doğrudan idari para cezasına hükmetmesinde,
2- Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/03/2017 tarihli gerekçeli kararında, beyana konu eşyaların gizlenmesinin söz konusu olmadığı, kap sayısı, ağırlığı ve adet itibariyle de beyanın doğru olduğu, eşya faturasında ve ihracat sırasında beyannamede GTİP numarasının 8433 olarak gösterildiği, ithalat sırasında belirlenen 8432 numaralı GTİP'in gümrük muayene memurunun kanaatine dayalı olduğu ve KDV'nin bir maliyet unsuru olmayıp, tüketiciye yansıtılacak bir vergi olduğu hususlarını tespit ettikten sonra sanık hakkında 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234/1. maddesi uyarınca idari para cezasına karar verilmiş ise de; anılan Kanun'un 234'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendinde; "Serbest dolaşıma giriş rejimi veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; 15 inci maddede belirtilen Gümrük Tarifesini oluşturan unsurlarda veya vergilendirmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan ithalat vergileri ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken ithalat vergileri arasındaki fark %5’i aştığı takdirde, ithalat vergilerinden ayrı olarak bu farkın üç katı para cezası alınır." hükmünün bulunduğu ve Danıştay 7. Dairesinin 30/12/2009 tarihli ve 2007/2313 esas, 2009/5835 sayılı ilâmında da; "Maddede, tarife uygulamasını etkileyebileceği kabul edilen durumlar, Gümrük Kanununun 60'ıncı maddesinde, beyannameye yazılması veya eklenmesi zorunlu kılınan ve eşyanın beyan edildiği gümrük rejimini düzenleyen hükümlerin uygulanması için gerekli bütün bilgi ve belgelerle ilgilidir. Bu bilgi ve belgelerin beyannameye eklenmesinde yasal zorunluluk olması, gümrük mevzuatını uygulamakla görevli Gümrük İdaresince kendiliğinden bilinmeleri ya da bulunmaları mümkün olmayan; ancak ithalatı yapan veya temsilcisi tarafından sahip olunan ya da temini olanaklı bilgi ve belge niteliği taşımalarından kaynaklanmaktadır." hükmünün bulunduğu göz önüne alındığında, mahkeme tarafından da tespit edildiği üzere sunulan belgelerde her hangi bir eksiklik ve yanıltma olmadığı ancak söz konusu eşyanın nitelendirilmesinde hataya düşüldüğü anlaşıldığından ve Danıştay'ın aynı kararında; "4458 sayılı Kanunun 3'üncü ve devamı maddeleriyle de, gümrük mevzuatını uygulayarak gümrük işlemlerini yapma yetki ve görevi Gümrük İdarelerine verilmiştir. Dolayısıyla; Gümrük Tarife Cetvelini uygulama görevi, gümrük mevzuatını uygulamakla görevli bu İdarelere aittir. O halde, ithal edilen eşyaya uygulanacak gümrük tarifesinin ve vergi oranının da, her beyanname ile ilgili olarak, bu İdarelerce belirlenmesi yasal zorunluluktur. Yasada, gümrük tarifesinin ve vergi oranının yükümlülerce beyanını gerekli ve zorunlu kılan bir düzenleme de mevcut değildir. Gümrük İdaresine ve onun görevlilerine ait olan bu belirlemenin gümrük mükelleflerine yaptırılması ise, Anayasada yasaklanan angarya niteliği taşıyacağından, olanaklı bulunmamaktadır." hükmünün de bulunduğu göz önüne alındığında idari para cezasına karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 30.07.2015 tarihli ve 2015/2730 sayılı iddianamesi ile şüpheliler hakkında “ithal ettikleri eşyaların G.T.İ.P'lerini farklı göstermek suretiyle gümrük vergilerini kısmen ödemeksizin sahte ithalat beyannamesi ile ülkeye eşya ithal etmeye teşebbüs ettiklerinden” bahisle TCK’nun 37/1. maddesi aracılığıyla 5607 sayılı Kanunun 3/2. madde ve fıkraları ile TCK'nun 53 ve yine TCK’nun 204/1, 53. madde ve fıkraları uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31.03.2017 tarihli ve 2015/182 Esas 2017/82 sayılı kararı ile sahtecilik suçundan her iki sanık hakkında BERAAT, kaçakçılık suçu nedeniyle de eylem 4458 sayılı Gümrük Kanunu 234/1. madde kapsamında değerlendirilerek, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu 24/1. maddesi gözetilerek idari para cezası ile cezalandırmalarına karar verilmiştir.
Bu karara karşı sanıklar ve ... İdaresi vekili vasıftan istinaf talebinde bulunmuşlar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi sahtecilik suçu yönünden istinaf Başvurusunun esastan REDDİNE, idari para cezası yönünden, verilen kararın itiraz yasa yoluna tabi olması karşısında merci tarafından itiraz incelemesi yapılması gerektiğinden bu ceza yönünden dosyanın incelenmeksizin mahkemesine İADESİNE, 21.02.2018 tarihli ve 2017/2689 esas, 2018/588 sayılı karar ile kesin olarak karar vermiştir.
Sanıklar vekilinin Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31.03.2017 tarihli 2015/182 esas, 2017/82 karar sayılı kaçakçılık suçundan verilen idari para cezasına itirazı üzerine Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.03.2018 tarihli 2018/504 Değişik İş sayılı kararı ile itirazı kesin olarak reddetmesi sonucu sanık ... vekili tarafından 04.04.2018 tarihli dilekçe ile Kanun Yararına Bozma talebinde bulunulmuş ve 23.11.2018 tarihli, 2018/94281 sayılı yazı ile Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31.03.2017 tarihli 2015/182 esas 2017/82 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.03.2018 tarihli ve 2018/504 değişik iş sayılı kararına karşı Kanun Yararına Bozma talebiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.
Kanun Yararına Bozma talebinin 1. maddesine yönelik yapılan incelemede;
Mahalli mahkemesince kaçakçılık suçu nedeniyle açılan davada, atılı eylem suç değil kabahat olarak nitelendirilerek idari para cezası verildiği, katılan İdare vekili tarafından da bu nitelendirmeye karşı Kaçakçılık suçundan eylemin “5607 sayılı Yasanın 3/2. maddesi gereğince, eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergilerini kısmen veya tamamen ödemeksizin ülkeye sokmak fiilini oluşturduğu, sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle vasfa yönelik istinaf talebinde bulunması sebebiyle; kabahatler Kanunu’nun 27/7. maddesine göre, mahalli mahkemenin kaçakçılık suçu yönüyle eylemin suç değil kabahat olduğundan bahisle öncelikle beraat hükmü kurması gerekirken doğrudan idari para cezasına hükmetmesi kanun yolunu değiştirmeyeceğinden Bölge Adliye Mahkemesince eksikliğin giderilerek suç yönünden de esastan inceleme yapması eylemin kabahat olduğunun kabulü halinde beraat hükmünü kendisinin kurarak idari para cezasının birlikte incelenmesi gerekirken, idari para cezasının itiraz yasa yoluna tabi olduğu gerekçesiyle dosyayı incelenmeksizin itiraz mercine göndermesi yasaya aykırı olduğundan Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.03.2018 tarihli ve 2018/504 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA,
Kanun Yararına Bozma talebinin 2. maddesine yönelik incelemede;
Katılan idare vekilinin vasfa yönelik temyizi gözetilerek, kabahatler Kanunu’nun 27/7. maddesi gereğince idari para cezası yönüylede kararın istinaf incelemesine tabi olması nedeniyle, kanun yararına bozma taleplerinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 21.02.2018 tarihli, 2017/2689 esas, 2018/588 sayılı kararına karşı CMK’nun 308/A maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna gitmek suretiyle düzeltilebileceğinden, Dairemize yönelik Kanun Yararına Bozma talebinin REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde düşünülmesine, 20.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy