MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5411 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Dosya kapsamına göre ... Ziraat Bankasında servis memuru olan sanığın 06/02/2004 tarihinde vefat eden ...'in hesabından ...'in vefatından sonra 14/06/2005 tarihinde 380,00 TL'yi düzenlediği tediye fişi ile çekerek zimmetine geçirdiğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında özetle; görevi gereği ŞNT tabir edilen çocuk ödemelerini yaptığını, bu tür ödemelerin yapıldığı dönemde bankada çok fazla yoğunluk olduğunu, ödeme için sıraya girenlerin çoğu Türkçe bilmediği için anlaşamadığını, ...'in hesabından 380,00 TL'yi çekme olayının tamamen yanlış ve gözden kaçan bir işlem olduğunu, aynı günde 2000 civarında tediye fişi kestiğini, bu parayı kime ödediğini hatırlayamadığını, bu kadar iş yoğunluğunda bu tür hataların ve yanlış ödemelerin olmasının doğal olduğunu, o kargaşada bu hatayı yapmış olabileceğini, suç tarihinde 1.200 TL maaşının olduğunu, bu paraya ihtiyacının olmadığını beyan etmesi, 21/04/2011 tarihli bilirkişi raporunda 14/06/2005 tarihli tediye fişindeki ...'e atfen atılan imzaların sanık tarafından atılıp atılmadığı hususunda sonuç bildirilemeyeceğinin belirtilmesi, dosya kapsamında tek bir eylemin bulunması, 21 yıl hizmeti bulunan sanığın olumsuz bir idari sicil kaydının bulunmaması karşısında sanığın bahse konu 380,00 TL'yi zimmetine geçirdiğine dair savunmasının aksine cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine kararı verilmesi,
Kabule göre de;
1. Mahkemesince, Dairemizin 06.12.2007 tarih, 2015/24066 Esas ve 2017/10313 Karar sayılı bozma ilamı uyarınca aynı mahkemenin sanığa ait 2007/64 ve 2008/61 Esas sayılı dosyalarının benzer vasıfta olduğu gözetilerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti açısından anılan dosya aslının bu dava dosyası arasına konulduğu, her iki dosyanın birleştirilerek yargılamaya 2007/64 Esas sayılı dosya üzerinden devam edilerek sanığın 1 yıl 15 gün hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakıldığının anlaşıldığı ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi şartları oluştuğundan bahisle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de;
Sanığın sonraki eylemi nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kasıtlı suçtan mahkumiyet anlamına gelemeyeceğinden, Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27/11/2008 tarih, 2007/64 Esas ve 2008/334 Karar sayılı ilamı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanıp açıklanmadığının araştırılması, açıklanmış ise bu dosyadaki eylemle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, açıklanmamış ise bu dava dosyası ile arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartları oluşmayacağından zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2. 5237 sayılı TCK'nun 61/5. maddesi gereğince, sanık Ercan Özcan hakkında 5411 sayılı Yasanın 160/1. maddesince tayin olunan temel hapis ve adli para cezasından, TCK'nun 43. maddesi hükmü uyarınca artırım yapıldıktan sonra diğer indirim maddelerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3. Katılan bankanın 28/11/2013 tarihli yazısıyla sanık tarafından banka zararının ödenmediğinin belirtilmesi ve mahkemenin de bu yöndeki kabulü karşısında 5411 sayılı Yasanın 160/1.maddesinin son cümlesi uyarınca sanığın bankanın uğradığı zararı tazmine mahkum edilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Yasanın 8/l. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 28.03.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy