4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna muhalefet suçundan sanık ...’in, aynı Kanun’un 8, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 52. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 83.320,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/01/2010 tarihli ve 2008/152 esas, 2010/24 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'ndan verilen 07/12/2018 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13/12/2018 tarihli ve KYB. 2018-100581 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın yetkili kurum ve kuruluştan izin almaksızın, ayrıca insan sağlığı bakımından tehlike oluşturacak şekilde sahte olarak ürettiği içkileri Edirne iline sevketmesinden ibaret somut olayda, atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; sanığın faaliyet izni ve ruhsat almaksızın alkollü içki üretmek üzere imalathane kurarak işletmek eylemi nedeniyle İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05/05/2011 tarihli ve 2006/276 Esas, 2011/252 sayılı ilamı ile 4733 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, belirtilen davalara konu eylemlerin benzer nitelikte olduğu ve suçların işlendiği 29/12/2005 (İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/276 Esas sayılı dosyasına konu suç) ile 30/09/2005 (Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/152 Esas sayılı dosyasına konu suç) tarihlerinin zaman aralığı itibarıyla yakın olduğu, sanık hakkında atılı suçtan düzenlenen ve hukuki kesintinin sağlandığı İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/276 Esas sayılı dosyasına ilişkin iddianamenin 23/09/2006 tarihinde düzenlendiği, sanığa atılı dava konusu eylemlerin ise işbu tarih öncesine ilişkin olduğu cihetle, sanığın tek bir suç işleme kararı doğrultusunda hareket edip etmediğinin, dolayısıyla hakkında zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinin uygulanma kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/152 Esas sayılı sayılı dosyasında suç tarihi itibarıyla sanığın 4733 sayılı Yasanın 8. maddesi ve TCK'nın 186/1. maddesi ile cezalandırıldığı, açılan kamu davasının niteliğine göre 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçu açısından zarar görenin TAPDK olduğu, yargılama aşamasında
TAPDK'nun duruşmadan haberdar edilmediği gibi gerekçeli kararında tebliğ edilmeden kesinleştirildiği, anılan kararın Kanun Yararına Bozma Yolu ile Dairemizce incelenmesi sonrasında Dairemizce verilen 20/06/2017 tarihli ve 2017/11211 Esas, 2017/ 5643 sayılı redde dair ilam gereğince gerekçeli kararın 27/02/2018 tarihinde TAPDK‘na tebliğ edildiği, isnat edilen eylem için öngörülen cezanın türü ve miktarı açısından 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince eylemin 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, incelemeye konu eylem tarihinin 30/09/2005, zincirleme halinde işlendiği iddia olunan İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/276 sayılı dosyasına konu eylemin suç tarihinin 29/12/2005, incelemeye konu karar tarihinin ise 29/01/2010 tarihi olduğu, suç tarihinden itibaren toplam dava zamanaşımının gerekçeli kararın TAPDK’na tebliği tarihi olan 27/02/2018 tarihinde tamamlanmış bulunduğu, yerel mahkemece incelemeye konu kararın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği, zamanaşımına uğramış olan İlamlara karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği anlaşılmakla Kanun Yararına Bozma Talebinin REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 19/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy