MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Örgüt Yöneticiliği, üyeliği, emniyeti suistimal, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Sanık ... hakkında emniyeti suistimal suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından hükümlülük, diğer sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hükümlülük
müdafiileri, ... ve ... müdafii, ... ve ... müdafiileri, ... müdafii, ... müdafii, ... (...) müdafii, ... müdafii, ... (...) müdafii, ... ve ... müdafii,
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Her ne kadar 06/11/2015 tarihli ana tebliğnamenin 2. bendinde Uyap'tan alınan güncel nüfus kaydına göre hükümden önce 09/02/2011 tarihinde vefat ettiği anlaşılan sanık ...'in temyiz talebi olduğu belirtilmiş ise de sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik bir temyiz dilekçesi bulunmadığı, adı geçen hakkında mahkemesince 05/12/2013 tarihli ek karar ile açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği gözetilerek ve hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre sanıklar ... ve ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebi yerinde görülmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
I) Sanık ... hakkında emniyeti suistimal suçundan kurulan zamanaşımı nedeniyle düşme hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere göre sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II) Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
... Otomotiv Ltd. Şti'nin sahipleri olan sanıklar ... ve ...'in, sanık ..., sanık ..., katılan ...Ş İzmit Sanayi Şubesi müdürü olan sanık ..., katılan ...Ş Körfez Yarımca Şubesi müdürü olan sanık ..., hakkındaki mahkumiyet hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşen sanık ..., hakkındaki zamanaşımı nedeniyle düşme hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşen sanıklar ..., ..., ... ve hakkındaki beraat hükmü temyiz edilmeden kesinleşen ... ile birlikte oluşturdukları organizasyonla, kredi müşterisi veya kefili olan inceleme konusu diğer sanıklarla birlikte sahte ikametgah ve gelir belgeleri ile vergi levhaları tanzim etmek ve/veya kullanmak suretiyle 01/10/2004-28/12/2005 tarihleri arası katılan ...Ş İzmit Sanayi Şubesi ve Körfez Yarımca Şubesinden toplam miktarları 750.836,00 TL olan 23 ayrı taşıt ve konut kredisini usulsüz şekilde çıkarttıkları, taşıt kredileri yönüyle araçların büyük bir kısmı gerçekte pert araçlar olduğu halde ... ve ...'in acenteliğini yaptıkları İsviçre sigorta aracılığıyla araçların yüksek bedelli kasko edilerek bu yüksek bedeller üzerinden kredi tahsisinin sağlandığı, banka şube müdürleri olan sanıklar ... ve ...'ın şubelerinde kredilerden görevli olan diğer personelin istihbarat yapmalarını engelledikleri, söz konusu kredi işlemlerini bizzat takip ederek, kendi yetkilerini kullanarak gerekli prosedürü işletmeden kredilere onay verdikleri, zaman zaman bu işlemler karşılığında diz üstü bilgisayar vb. hediyeler aldıkları, bir keresinde sanık ...'nun bu kapsamda sanık ...'den komisyon istediği, haklarındaki beraat hükümleri temyiz edilmeden kesinleşen diğer banka personeli olan sanıklar ... ve ...'in de bu organizasyona dahil oldukları ve böylece katılan bankanın zarara uğratıldığı iddiasıyla kamu davası açılmış olup, suçun sübutu halinde eylemin 4389 sayılı Bankacılık Kanununun 22/3. maddesi ila 5411 sayılı Kanunun 160. maddesinde belirlenen zimmet suçunu teşkil edebileceği, bu durumda 4389 ve 5411 sayılı Yasalarda zimmet suçu yanında sahtecilik suçundan da ayrıca cezaya hükmolunacağına ilişkin bir düzenleme bulunmaması karşısında zimmet eylemleri gerçekleştirilirken sahte belge tanzimi ya da kullanılması fiilinin de zimmet suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerekeceği nazara alınarak;
1. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164. maddesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 08.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararlarına göre, Bankacılık Kanunu'ndan doğan zimmet suçunda görevli mahkemenin Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Ana ve birleşen iddianame ile “bankaca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak için nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik ve diğer bağlantılı” suçlardan kamu davası açıldığı ve yapılan kovuşturma neticesinde dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından hüküm kurulduğu, gerek 4389 sayılı Yasanın 24/1. gerekse 5411 sayılı Yasanın 162/1. madde ve fıkrasına göre zimmet suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılması bankanın veya Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun yazılı başvuru şartına bağlı olup, bu şartın muhakeme şartı niteliğinde olduğu,
Bu itibarla, sanıklar hakkındaki soruşturmanın katılan bankanın sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan yaptığı şikayet üzerine, nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik ve diğer bağlantılı suçlardan yapılarak kamu davası açıldığı, gerek ana gerek birleşen dosyada katılan banka vekillerinin nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik ve diğer bağlantılı suçlardan katılma talebinde bulundukları, zimmet suçundan gerek banka gerekse kurum tarafından yazılı başvuruda bulunulmadığı, banka vekillerine ait 03/10/2005 tarihli vekaletnamenin incelenmesinde banka vekillerinin 4389 sayılı Yasanın 24/1. gerekse 5411 sayılı Yasanın 162/1. madde kapsamında başvuru için yetkilerinin de bulunmadığı, bu suretle gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında muhakeme şartı niteliğindeki "Yazılı Başvuru" şartının gerçekleşmediği nazara alınarak ilgili Banka ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun zimmet suçu yönünden davadan haberdar edilmesi, başvurunun gerçekleşmesi halinde; yargılamaya devam edilerek 4389 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 22/3. maddesi ila 5411 sayılı Kanunun 160. maddesinde belirlenen zimmet suçuna göre değerlendirme yapılırken gerek borçlular gerekse de varsa kefiller için mali istihbarat raporları düzenlenip düzenlenmediği, her bir dosyada kredi miktarının yeteri oranda teminat altına alınıp alınmadığının, banka tarafından araçlara rehin konulup konulmadığının tespiti, kredi komisyonu kararı bulunup bulunmadığı araştırılarak, diğer sanıklar ile banka görevlisi sanıklar arasındaki maddi ve manevi ilişkinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tam olarak ortaya konulması sonucunda dava konusu usulsüz krediler nedeni ile katılan bankanın ne miktarda zarara uğradığı, her bir sanığın hangi olaylara işlem, eylem ve kararlarıyla ne ölçüde katıldığı ve olaylardaki fonksiyonu ile gerçekleşen banka zararındaki sorumluluğunun niteliği, eylemlerin basit mi nitelikli mi olduğu, eylemlerin denetime imkan verecek şekilde ayrı ayrı açıklanması bakımından aşağıda 3 ve 4 no'lu bentlerde belirtilen eksiklikler giderildikten sonra dosyanın üniversitelerden bankacılık konusunda uzmanlaşmış bir öğretim görevlisi, bir ceza hukukçusu ile bankacılık konusunda fiilen görev yaparak uzmanlaşmış bir kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdi edilerek, kredi tahsis işlemlerinde bankacılık teamülleri de gözetilerek usulsüzlük bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra suç vasfı ve her sanığın hukuki durumunun buna ve eylemlerdeki fonksiyonlarına göre tayin ve takdiri gerektiği, banka görevlisi olmayan sanıkların eylemlerinin de fonksiyonlarına göre TCK'nun 40/2. maddesi kapsamında bu suça azmettiren ve yardım eden olarak değerlendirilip bu şekilde hüküm kurulması, aksi halde muhakeme şartı olan başvurunun gerçekleşmemesi durumunda ise düşme kararı verilmesinin gerekmesi,
Kabule göre de;
3. 01/01/2010 tarih ve 2010/2 esas no'lu birleşen iddianameye konu Yarımca Şubesinde gerçekleştirildiği iddia olunan kredi dosyalarının, katılan bankaya ait kredi talimatnamelerinin dosya arasında bulunmadığı tespitine yer vererek polis fezlekesinde yer alan bilgilerle sınırlı kanaat içerdiği ve bu nedenle de banka çalışanı olan sanıkların sorumluluğunun değerlendirilemediği belirtilen bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi,
4. 05/12/2007 tarih ve 2007/7051 esas sayılı ana ve 01/01/2010 tarih ve 2010/2 esas no'lu birleşen iddianamelerin dayanağını oluşturan İş Bankası A.Ş Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 31/07/2006 tarihli müfettiş raporları dosya kapsamında yer almadığından asılları veya onaylı örnekleri getirtilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
5. Sanık ... müdafii tarafından yargılama sırasında beyan dilekçesi ekinde sanıkta bipolar bozukluk rahatsızlığının bulunduğuna dair 01/03/2010 tarihli iş göremezlik belgesi, teşhis raporu ve 2006-2010 yıllarında yatarak tedavi gördüğüne ilişkin belge suretlerini dosyaya ibraz ettiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nun 32. maddesi uyarınca, sanığın suç tarihi itibariyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini etkileyen bir akıl hastalığının ve ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerekmesi,
6. Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle bir karar verilmesinin gerekmesi,
Yasaya aykırı, sanıklar ... ve ... müdafii, sanıklar ... ve ... müdafii, sanıklar ... ve ... müdafii, sanıklar ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ... (...) ve ... müdafiileri ile sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma kararının niteliğine göre hakkındaki hüküm temyiz edilmeden kesinleşen sanık ...'ya sirayet ettirilmesine, sanıklara verilecek ceza miktarında kazanılmış haklarının gözetilmesine, 07/07/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.