MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/145 E., 2016/393 K.
SUÇ : 7258 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkındaki Beraat Hükümlerine Yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden;
Sanıkların yargılama konusu eylemlerine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67/4. maddesi gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, anılan Kanun'un 67/2-a maddesi gereği, zamanaşımını kesen son işlem olan, sanıklar ..., ..., ... yönünden sanık ...'in savunmasının alındığı 29.12.2015, sanık ... yönünden ise sanığın savunmasının alındığı 12.11.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan nedenlerle, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
II. Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısı ve Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden;
Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunması, sanıkların iş yerlerinden elde edilen bilgisayarlar ve cep telefonu üzerinde yaptırılan incelemelerde elde edilen bulgular göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1. Aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunmayan davaların birlikte görülerek sanıkların savunma haklarının kısıtlanması,
2. Sanıkların erişim sağladığı bahis sitelerinin yurtdışı kaynaklı olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenip sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3. 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 31100 sayılı, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile yapılan değişiklik nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4. Sanık ... yönünden tekerrüre esas alınan ilâmın 5237 sayılı Kanun'un 106/1-2. cümlede düzenlenen suça ilişkin olduğu ve bu suçun 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, tekerrüre esas ilâm yönünden uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılıp sonucuna göre ilâmın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Mahkemece sanıkların sabit görülen eylemleri nedeniyle uygulanmasına karar verilen 6495 sayılı Kanun ile değişik 7258 sayılı Kanun’un 5/1.a maddesinde düzenlenen suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırı 3 yıl olmasına rağmen temel cezanın sanık ... yönünden 1 yıl, sanık ... yönünden ise 2 yıl olarak belirlenmek suretiyle eksik ceza tayini,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde
görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kunun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 09.02.2026 tarihinde karar verildi.