MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ: 6831 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM:İlk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak CMK'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine; 6831 sayılı Kanunun 91/5. maddesi gereğince takdiren 369.00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına; 6831 sayılı Kanunun 91/5-son cümlesi uyarınca mülkiyetin kamuya geçirilmesine, iade
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Kabahatler Kanunu’nun 27/7. maddesinde yer alan “kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir.” düzenlemesi karşısında, idari yaptırım kararına karşı ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi tarafından verilen itirazın reddine dair 05/02/2020 tarihli kararın hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I-Sanık hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK'nun 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp aynı Kanunun 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ile katılan ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak sanığın müsnet suçtan beraatine dair kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nun 302/1. madde ve fıkrası gereğince ESASTAN REDDİNE,
II-Sanık hakkında hükmedilen idari para cezasına yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın şimşir ağacı kesmekten ibaret eylemi 6831 sayılı Kanunun 91/5. maddesi kapsamında ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu gereğince kabahat nevinde olmakla, eylem tarihi ile inceleme tarihi arasında 5326 sayılı Kanunun 20/2-c maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğu anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı CMK'nun 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5271 sayılı CMK'nun 303/1-a maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanığın eyleminin 6831 sayılı Kanun'un 91/5. maddesi kapsamında olduğu cihetle, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5326 sayılı Kanunun 20. maddesi gereğince kabahatli hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, ele geçen emvallerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, iki adet el bıçkısının sanığa iadesine hükmün bu haliyle düzeltilerek esastan reddine, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nun 304. maddesi uyarınca dosyanın ... Asliye Ceza Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 07/12/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık hakkında tayin edilen idari para cezasının temyiz edilmesi üzerine, hükmü inceleyen heyetimizin çoğunluğu, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle “idari para cezası verilmesine yer olmadığına ... bu haliyle hükmün düzeltilerek esastan reddine” karar vermiştir.
Kararın dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 303. maddesidir. 5271 sayılı kanunun 303. maddesi “Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir” şeklindedir.
Hükmün bozulmasından sonra davanın esası hakkında hüküm kurularak “idari para cezası verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olup, bu karar uyuşmazlığı sonuca bağlayan bir karardır. Sanığın Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz ettiği gözetildiğinde, ayrıca hükmün düzeltilerek esastan reddine denilmiş olması, sanığın temyiz ettiği Bölge Adliye Mahkemesinin kararının tasdiki anlamına gelir ki; zaten bozulmakla ortadan kalkmış olan bir hükme hukuki değer kazandırılmış olur. Bu durum Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen idari para cezasının infaz edilmesi gerektiği gibi algılanabilir. Davanın esasına hükmedilen kararda ayrıca “bu haliyle hükmün düzeltilerek esastan reddine” karar verilmesine gerek olmadığını düşündüğüm için çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.