5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 3/5 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair .... Asliye Ceza Mahkemesinin 07/05/2013 tarihli ve 2012/989 esas, 2013/341 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin .... Ağır Ceza Mahkemesinin 24/06/2013 tarihli ve 2013/629 değişik iş sayılı kararı ile kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 10/07/2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına, 5607 sayılı Kanun'un 3/5 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin .... Asliye Ceza Mahkemesinin 23/09/2020 tarihli ve 2020/753 esas, 2020/584 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 09.09.2021 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.09.2021 tarihli ve KYB. 2021-109563 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Hükümden önce 15/04/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin kanuni koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
16/08/2012 tarihinde önleme araması kararına istinaden yolcu otobüsünde sanığa ait valizlerde yapılan aramada 205 karton kaçak sigaranın ele geçirildiği, sanık hakkında 5607 sayılı Yasaya muhalefet iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 07/05/2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumuna tebliğ edilmeden 24/06/2013 tarihinde kesinleştirildiği, sonrasında sanığın 10/07/2015 tarihinde işlediği yaralama suçu nedeniyle hakkında verilen 4.860,00 TL adli para cezasına ilişkin hükmün 28/01/2020 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın açıklanması için mahkemesine bildirimde bulunulduğu, bunun üzerine yeni esasa kaydedilen dosyada 23/09/2020 tarihli E. 2020/753, K. 2020/584 sayılı karar ile sanık hakkında verilen önceki hükmün açıklanmasına karar verildiği ancak hükmün suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Tarım ve Orman Bakanlığı'nın duruşmadan haberdar edilmediği gibi gerekçeli hükmün tebliğ edilmediği bu sebeple hükmün kesinleşmediği, kesinleşmemiş karara karşı bu aşamada kanun yararına Bozma olağanüstü yasa yoluna başvurulamayacağından;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden CMK'nun 309. maddesi gereğince kanun yararına kararın bozulmasına dair talebin REDDİNE, 11/01/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.