MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/2669 E., 2021/1305 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin beraat kararının kaldırılarak sanık hakkında
mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKİ SÜREÇ
A.İlk Derece
Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2020 tarihli ve 2019/757 Esas, 2020/967 Karar sayılı kararı ile sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereği beraatine ve kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.
B.İstinaf
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 08.06.2021 tarihli ve 2020/2669 Esas, 2021/1305 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ilk derece mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak, sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
II.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiin temyiz istemi; şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmediğine, sanık lehine olan delillerin göz ardı edilerek eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın mahkûmiyetine yeterli somut delil bulunmadığına, suça konu eşyanın ele geçtiği iş yerinin sanık tarafından işletilmediğine ve bu nedenlerle usul ve kanuna aykırı olan hükmün bozulması talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Olay tarihinde ... Restoran adlı iş yerine kolluk ve İlçe Tarım Müdürlüğü görevlileri tarafından birlikte oluşturulan ekip ile kaçak içki ve kaçak sigara satışına yapan işletmelerin kontrolü için gidildiği ve iş yerinde yapılan kontroller sırasında kaçak olduğu şüphesi ile iş yerinin mutfak kısmında bulunan dolap içerisinde toplam 12 şişe alkollü içkinin ele geçirildiği olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.03.2017 tarihli ve 2016/7-178 Esas, 2017/ 188 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; ''Arama; arama işi, taharri, birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak, araştırmak, yoklamak anlamlarına gelmektedir. (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2009, s.113) Arama, gizli olanı ortaya çıkarmak için yürütülen bir faaliyet olduğundan gözle görülen veya açıkta bırakılan şeyler aramanın konusu olamaz. Örneğin; bir polis memurunun, yayalar ya da diğer araçlar bakımından tehlike oluşturacak şekilde kullanılması nedeniyle durdurduğu bir aracın arka koltuğunda, uyuşturucu madde veya tabanca görmesi üzerine bunlara el koyması arama olarak kabul edilmemektedir. (Veli Özer Özbek, Ceza Muhakemesinde Koruma Tedbiri Olarak Arama, Seçkin, 1999, 1. Bası, s.18)'', Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/7-231 Esas, 2022/140 Karar sayılı kararında ise '20.06.2012 tarihinde sanığa ait “... Tütüncülük” adlı iş yerinde vergi dairesi görevlilerince yapılan denetimde, masa çekmecesinde farklı markalarda 43 paket kaçak sigaranın ele geçirildiği olayda; denetim memurlarının yetkilerinin yalnızca iş yerinde açıkta bulunan tütün mamülleri üzerinde bandrol denetimiyle sınırlı olduğu, bu denetim yetkisinin gizlenmiş ya da saklanmış yerleri açtırma ve kontrol etmeyi kapsamadığı, direnme kararına konu sigaraların çekmece içerisinde bulunması hâlinde ise kolluk görevlileri durumdan haberdar edildikten sonra Cumhuriyet savcısı tarafından verilmiş bir yazılı arama izni, Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması hâlindeyse kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri alındıktan sonra dava konusu sigaralara el konulabileceği, idari denetimle sınırlı yetkisi olan memurlara sanığın kendi rızası ile masa çekmecesinde bulunan kaçak ve bandrolsüz sigaraları teslim etmesinin de ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, bu hâliyle CMK’nın 217. maddesine aykırı olan bu delilin hükme esas alınamayacağı kabul edilmelidir." denilerek iş yerinde açıkta bulunan tütün mamülleri üzerinde bandrol denetimi yapılmasında bir hukuka aykırılık görülmemiş, ancak arama anlamına gelecek şekilde gizlenmiş ya da saklanmış yerlerdeki eşyaların ele geçirilmesi için usulünce verilmiş bir adlî arama kararının/emrinin gerektiği vurgulanmıştır.
Somut olayda dava konusu eşyanın sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi, gecikmesinde sakınca bulunduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni bulunmaması ve eşyanın açıkta görünür vaziyette ele geçmemesi karşısında, yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, usulsüz arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasa'nın 38/2. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a, 217/2 ve 230/1. maddeleri gereği hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, dosya kapsamında
usulsüz arama sonucu kanuna aykırı olarak elde edilen delil (eşya) dışında sanığın mahkûmiyetini gerektirecek mahiyette delil de bulunmadığı gözetildiğinde, sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 08.06.2021 tarihli ve 2020/2669 Esas, 2021/1305 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2026 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Olay tarihinde sanığın işletmeciliğini yaptığı ve ......... sicil numaralı TAPDK belgesi bulunan ... Restoran da İlçe Tarım Müdürlüğü görevlileri ile emniyet güçlerinin birlikte yaptığı denetleme ve idari kontrolde ticari amaçla bulundurulan 12 şişe bandrolsüz kaçak rakı bulunduğu, işletme ruhsatı veren TAPDK bünyesinde bulunduran Tarım Bakanlığı görevlilerinin kontrol yetkisi bulunduğundan, yapılan işlemin idari kontrol olduğu göz önüne alındığında adli arama kararına ihtiyaç bulunmamaktadır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından çoğunlukça verilen bozma kararına katılmıyorum. 19.02.2026