MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/140 E. 2021/1895 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, ... kaçağı eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Yargıtay (Kapatılan)19. Ceza Dairesinin 05.11.2020 tarihli ve 2019/16163 Esas, 2020/13907 Karar sayılı ilâmıyla nakil aracının iadesi kararının onanmasına karar verilmesine karşın, temyize konu kararda bu konuda yeniden hüküm kurulması hukuken yok hükmünde kabul edildiğinden, katılan vekilinin araç müsaderesine yönelik temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır.
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Olay tutanağında arama işlemine dayanak teşkil ettiği belirtilen "Silopi Sulh Ceza Mahkemesinin 06.05.2014 tarihli ve 2014/494 D. İş sayılı önleme araması kararının" dosyada yer almadığı anlaşılmakla, arama işlemine dayanak teşkil eden arama kararının varsa aslının ya da onaylı suretinin temyiz denetimine olanak sağlayacak şekilde dosya arasına alınmaması,
2.Hüküm tarihinde başka bir suçtan ceza infaz kurumunda hükümlü olduğu anlaşılan sanığın, bozma öncesi 04.07.2014 ve bozma sonrası 29.06.2021 tarihli celselerde alınan savunmasında, duruşmadan bağışık tutulma talebinin bulunmaması karşısında; sanığın hükmün verildiği 27.09.2021 tarihli son oturumda SEGBİS yoluyla veya bizzat duruşmada hazır bulundurulması sağlanıp, yüzüne karşı karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yokluğunda mahkûmiyetine hükmedilmesi suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193. ve 196. maddelerine aykırılık oluşturacak biçimde savunma hakkının kısıtlanması,
3.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda usulünce ihtarat yapılmayan sanığa etkin pişmanlık ihtaratında suça konu kaçak eşyalarının tamamının gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde cezada yapılacak indirim oranının "1/2" olacağının bildirilmesi gerekirken, bozma sonrası sanığın savunması sırasında ödemenin yasal sonuçları bildirilmeden sadece ödeme hususunda beyanının alınması suretiyle sanığın yanıltılması ve bu itibarla ödeme yapmadığından bahisle hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması,
4.Sanık 04.07.2014 tarihinde tahliye olduğu halde, gerekçeli karar başlığında tahliye tarihinin 29.06.2021 olarak belirtilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 26.02.2026 tarihinde karar verildi.