MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/213 E. 2022/109 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, ... kaçağı eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 06.12.2023 tarihli ve 2023/7-229 Esas, 2023/650 Karar, 17.01.2024 tarihli ve 2023/7-302 Esas, 2024/7 Karar sayılı kararları doğrultusunda; yakalama işlemi ile etkin pişmanlık ihtarı yapılan sanığın, kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı ödeme imkânının bulunmadığını beyan etmesi ve ödeme iradesinde bulunmaması karşısında, Tebliğname'de belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52/4. maddesi gereğince doğrudan verilen ve ödenmeyen adlî para cezasının hapis cezasına çevrilebileceğine dair ihtarda bulunulması gerekirken, adlî para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesine karar verilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanması,
2.01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı Kanun'un 50/6. maddesinde yer alan "yaptırım" ibaresinin "tedbir" olarak değiştirilip 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 4. ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenip yine 01.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile 3. ve 8. fıkralarındaki değişiklikler ve 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde kısa süreli hapis cezasından çevrilen adlî para cezasının ödenmemesi durumunda tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adlî para cezalarının hapse çevrileceğinin belirtilmesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükmün doğrudan verilen adlî para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin bendinden "ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin" ibaresinin çıkartılması, yerine "ödenmeyen adlî para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin" ibaresinin eklenmesi, hükmün kısa süreli hapis cezasından çevrilen adlî para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin bendinden "Taksitlerden birisini süresinde yatırmadığı takdirde geri kalan miktarın tamamının sanıktan tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına, (gerekçeli kararın tebliği ile ihtaratın yapılmış sayılacağına)" ibaresinin çıkartılması ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2026 tarihinde karar verildi.