MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/825 E., 2021/548 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 25.08.2015, iddianame düzenlenme tarihinin 09.11.2015 olduğu,
UYAP kayıtlarının incelenmesi sonunda, Siverek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/732 Esas sırasında kayıtlı dosyasında suç tarihinin 05.08.2015, iddianame düzenlenme tarihinin ise 10.09.2015 olduğu,
Bu dosyadaki eylemin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2.5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi ve 3/1. maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurları dikkate alınıp, orantılık ölçütü de gözetilerek sanık hakkında hakça oranında teşdit uygulanarak temel ceza tayini yerine hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayacak biçimde, temel hapis cezasının en üst hadden belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
3.15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 5/2. maddesi uyarınca, sanığın kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık müessesesinden yararlanabilmesi için mahkemece kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında yer alan dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar tutarı ödemesi hususunda ihtarat yapılması ve ödeme yapması halinde, soruşturma aşamasında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca daha önce sanığa bu hususta ihtar yapılmamış olduğu da gözetilerek cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerektiği cihetle; kovuşturma aşamasında yapılan ihtaratta indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken 1/3 olarak bildirilerek sanığın yanıltılması ve ödeme yapılmadığından bahisle hakkında ilgili hükümlerin uygulanmaması,
4.Sanık hakkında yerel mahkeme tarafından kurulan 18.01.2016 tarihli ve 2015/963 Esas, 2016/58 Karar sayılı kararın bir bütün olarak katılan vekili tarafından temyiz edilmiş olduğu anlaşılmakla, önceki hükmün cezada kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
5. Ele geçen kaçak eşyanın nakil aracının taşıma kapasitesine göre miktar veya hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, bu itibarla 5607 sayılı Kanunun 13/1-b maddesinde belirtilen şartların oluştuğu, araç ve eşyanın değeri itibarıyla aracın müsaderesinin 5237 sayılı Kanun'un 54/3. maddesi gereğince işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmayacağı gibi hakkaniyete de aykırılık oluşturmayacağı ancak mahkemece malen sorumlunun beyanı alınmadan nakil aracının müsaderesine yönelik talebin reddine karar verilmiş ise de; malen sorumlu duruşmadan haberdar edilip, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olup olmadığı tespit edilerek ve suça konu nakil aracı üzerinde 22.01.2013 tarihli ihtiyati tedbir kararı bulunduğu anlaşılmakla, tedbir kararının akıbeti araştırılarak suça konu aracın ikinci kez kaçakçılık suçunda kullanılıp kullanılmadığı ve aracın suçun işlenmesine tahsis edilip edilmediği hususunun araştırılmasından sonra, araç hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi,
6.Dosyada tek sanık bulunmasına karşın katılan lehine hükmolunan vekalet ücreti ile yargılama giderinin ''sanıklardan" tahsiline karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 17.12.2025 tarihinde karar verildi.