MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM:Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
O yer Cumhuriyet Savcısının sanık lehine temyiz ettiği gözetilerek yapılan temyiz incelemesinde,
Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK'nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 02.05.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 31.10.2013 olduğu,
UYAP'tan yapılan kontrolde, temyiz edilmeksizin kesinleşen ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/123 Esas- 2013/167 Karar sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 28.02.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 20.05.2013 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK'nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından kesinleşen dosyanın celp edilerek incelenmesi, eylemlerin TCK'nun 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezanın mahsubuna karar verilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
1- İddianamede sanığın, 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi uyarınca cezalandırılması talep edildiği halde CMK'nun 226. maddesine aykırı olarak ek savunma hakkı tanınmaksızın 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/5, 3/10, 3/22. maddeleri uyarınca hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;
a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,
b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında;
Soruşturma aşamasında ihtar yapılmayan sanık hakkında gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödemesi nedeniyle cezasında 1/2 indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Sanık hakkında tayin edilen cezadan 5237 sayılı TCK'nun 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılacağı belirtilen hüküm fıkrasında 6 ay, 20 gün hapis cezası yerine bir önceki hüküm fıkrasındaki 8 ay hapis cezasının aynen yazılması suretiyle fazla ceza belirlenmesi,
4- Sanığın tekerrüre esas alınan adli sicil kaydının 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmış olup, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamla ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilamın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmesi gerekmesi,
5- Sanık hakkında hem adli para cezası, hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için TCK'nun 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının TCK'nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
6- Suça konu kaçak eşyaların 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi delaleti ile TCK'nun 54/4. maddesi yerine TCK'nun 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/10/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Kaçakçılık suçundan sanık ... hakkında kurulan mahkumiyete ilişkin hükmün yazılı gerekçelerle bozulması doğru ise de, mahkumiyet hükmünün sanık ile sanık yararına Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edildiği yani aleyhe temyiz talebinin bulunmadığı, TCK'nun 43. maddesine esas dosyasının bulunması ve bozma nedeni yapılması karşısında yeni kurulacak hükümde cezasının artırılması söz konusu olacağından CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca sanığın cezada kazanılmış hakkının da saklı tutulduğunun belirtilmemesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 13.10.2022