MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2020/340 E., 2021/62 K.
SUÇ: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM: Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Yerel mahkemece 29.04.2014 tarihinde, iddianamede müsaderesi talep edilen suçta kullanılan nakil aracına yönelik müsaderesine yer olmadığına karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin,15.06.2020 tarihli ve 2019/10850 Esas, 2020/6681 Karar sayılı ilamıyla nakil aracına ilişkin kısmın onanmasına karar verilmesi suretiyle kesinleştiği ve bozma ilamı sonrası Mahkemece bu hususta yeniden hüküm kurulmasının hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla, katılan vekilinin bu husustaki talebi temyiz inceleme dışı bırakılmıştır.
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi uyarınca dava açıldığı halde, sanığa ek savunma hakkı tanınmaksızın 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi yollamasıyla 3/5, 3/10. maddeleri uyarınca hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2. 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği cihetle, soruşturmada etkin pişmanlık ihtaratı yapılmayan sanığa, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde cezasında 1/2 oranında indirim uygulanacağının bildirilmesi gerekirken, sanığa bu hususta usulüne uygun tebligat yapılmadan ve beyanı da alınmadan, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle hüküm kurulması,
3. Dairemizce kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.05.2017 tarihli, 2015/7-389 Esas, 2017/272 Karar sayılı ve 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 22.08.2013, iddianame düzenlenme tarihinin 08.10.2013 olduğu,
Sanığın Adana 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2024/179 Esas sayılı derdest dosyasında suç tarihinin 10.08.2013, iddianame düzenlenme tarihinin 12.11.2013 olduğu anlaşılmakla,
Suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
4. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adlî para cezasının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilmeksizin, sanık hakkında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin bentte infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adlî para cezasının ödenmemesi halinde cezanın hapis cezasına çevrileceğinin belirtilmesi,
5. Suça konu eşyanın tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde karar verilmesi,
6. Katılan ... İdaresi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmün gerekçe bölümünde vekalete hükmedildiği belirtildiği halde hüküm fıkrasında vekalet ücretine yer verilmeyerek hükümde çelişki oluşturulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 25.12.2025 tarihinde karar verildi.