MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2024/435 E., 2024/592 K.
SUÇ: İzin tecavüzü
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Kandıra /Kocaeli'deki birliğinde askerlik hizmetini sürdürdüğü sırada 24.10.2014 tarihinde 4 gün izin 4 gün de yol süresi toplam 8 günlük kanuni izne gönderilen ve izne ayrılış saati dosya içeriği itibarıyla belli olmadığından izin süresi sonunda en geç 01.11.2014 tarihinde saat 24:00'e kadar birliğine katılması gereken sanık P.Er ...'ın, meşru bir mazereti bulunmamasına karşın izin süresini geçirdiği ve 12.12.2014 tarihinde sivilde işlemiş olduğu bir suçtan dolayı yakalandığı, yapılan adli gözlem neticesinde Mareşal Çakmak Asker Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen 18.08.2015 tarihli ve 2485 sayılı sağlık kurulu raporu ve 16.02.2016 tarihli ve 2 sayılı Ek sağlık kurulu raporuyla 11.12.2014 tarihinden geçerli olmak üzere askerliğe elverişsiz olduğunun tespit edildiği olayda;
Sanığın ikrar içeren savunmaları, bozma ilâmları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın izin tecavüzü suçunu işlediğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin sanığın izin tecavüzünde kaldığı tarihleri kapsayacak biçimde "02.11.2014-11.12.2014" yerine "02.11.2014" olarak gösterilmesi; hükmün esasını oluşturan kısa kararda ve hüküm fıkrasında suç bitim tarihinin "11.12.2014" yerine "12.12.2014" şeklinde gösterilmesi ile suç adının kanun maddesindeki tanımına göre "izin tecavüzü" yerine yazılı şekilde gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Bozma ilamı öncesi verilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi ve kararın sanık lehine bozulması karşısında, bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceği gözetilmeden sanıktan tahsiline karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereği hükmün yargılama giderlerine ilişkin 8. maddesinde yer alan "... ile işbu yargılamada sarf edilen 1 adet tebligat gideri 11,00 TL ve posta gideri 22,00 TL olmak üzere 57,20 TL'nin" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "yargılama giderinin" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.04.2025 tarihinde karar verildi.