MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI : 2022/5930 D.İş
Kabahatli hakkında, 1567 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden, 2.687.871,75 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, kabahatli tarafından bu karara karşı başvuruda bulunulduğu, Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/2713 D.İş sayılı kararı ile başvurunun reddine karar verildiği, kabahatlinin bu karara itirazı üzerine de Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.10.2022 tarihli ve 2022/5930 D.İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 28.10.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2025 tarihli ve KYB - 2025/125424 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2025 tarihli ve KYB - 2025/125424 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre;
1-Her ne kadar kabahatli şirketin 215 adet ihracat işlemine ilişkin ihracat bedellerini tahsil süresi sonuna kadar getirmediği gerekçesiyle, 1567 sayılı Kanun'un 3/3. maddesi uyarınca Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 2.687.871,75 Türk lirası idari para cezası uygulanmasını müteakip, idari yaptırım kararına karşı yapılan başvurunun reddine karar verilmesi üzerine merci Bakırköy 4. Sulh Ceza Hakimliğince itirazın reddine karar verilmiş ise de,
Somut olayda, kabahatli şirket tarafından, Irak ülkesinin ihracat bedelinin efektif olarak getirilebileceği ülkeler arasında yer aldığı, kendilerinin de idari para cezasına esas olan ihracat bedellerini efektif olarak süresinde yurda getirerek ihracat hesaplarını kapattıklarını ileri sürerek çok sayıda ihracat bedeli kabul belgesi ile döviz alım belgesi sureti sunduğu, bir kısım belgeler üzerinde paraların yurda getiriliş tarihleri yer alırken bir kısmında bu tarihlerin gösterilmediği, bu itibarla, Hakimlikçe öncelikle ilgili bankalar nezdinde kabahatli tarafından sunulan belgelerin sıhhati araştırılıp, paraların yurda getiriliş tarihleri belirlenip, bunlara ilişkin ihracat hesaplarının kapatılması için bankalara süresinde bilgi ve belgelerin sunulup sunulmadığının tespitinden sonra uzman bir bilirkişiye dosya tevdi edilerek idari para cezasına konu 215 ihracat işlemi yönünden ihracat bedellerinin süresinde ve tamamının getirilip getirilmediği, getirilenler yönünden noksanlıkların terkin sınırında kalıp kalmadığı hususunda rapor alınması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2-1567 sayılı Kanun'un 3/3. maddesinde, "Her türlü mal, kıymet, hizmet ve sermaye ithal ve ihraç edenler veya bu işlere aracılık edenlerden bu işlemlerinden doğan alacaklarını 1 inci maddeye göre alınan kararlardaki hükümlere göre ve bu kararlarda tayin edilen süreler içinde yurda getirmeyenler, yurda getirmekle yükümlü oldukları kıymetlerin rayiç bedelinin yüzde beşi kadar idarî para cezasıyla cezalandırılırlar. İdarî para cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar alacaklarını yurda getirenlere, birinci fıkra hükmüne göre idarî para cezası verilir. Ancak, verilecek idarî para cezası yurda getirilmesi gereken paranın yüzde ikibuçuğundan fazla olamaz." şeklinde ve aynı Kanun'un 3/1. maddesinde, "Cumhurbaşkanının bu Kanun hükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üçbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde yerini bulan düzenlemeler nazara alındığında, anılan Kanun'un 3/3. maddesi uyarınca yurda getirilmeyen kıymetler nedeniyle uygulanan idari para cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar söz konusu kıymetlerin yurda getirilmesi halinde aynı Kanun'un 3/1. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
Gelir İdaresi Başkanlığının 16.06.2022 tarihli yazısı ile oluşturulan tabloda yer alan 20.09.2018 tarihli ve 24238, 24.09.2018 tarihli ve 24763, 12.09.2018 tarihli ve 23172, 11.09.2018 tarihli ve 22999, 28.06.2019 tarihli ve 20659, 24.09.2018 tarihli ve 24788, 10.06.2019 tarihli ve 17836, 22.06.2019 tarihli ve 19803, 01.07.2019 tarihli ve 20980, 27.05.2019 tarihli ve 16413, 11.06.2019 tarihli ve 17931, 26.06.2019 tarihli ve 20310, 29.06.2019 tarihli ve 20813, 29.06.2019 tarihli ve 20796, 27.06.2019 tarihli ve 20443, 24.06.2019 tarihli ve 20014, 24.06.2019 tarihli ve 20017, 30.05.2019 tarihli ve 17036, 23.03.2019 tarihli ve 21691, 29.03.2019 tarihli ve 23282, 03.07.2019 tarihli ve 21246, 01.07.2019 tarihli ve 20971, 27.06.2019 tarihli ve 205 03... .03.2019 tarihli ve 16863 sayılı ... beyannamesine konu ihracat bedellerinin tamamının kabahatli şirket tarafından idari yaptırım kararı kesinleşmeden yurda getirilmiş olduğunun kabahatli şirket vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinde yer alan ihracat bedeli kabul belgeleri ile belirlendiği, bu kapsamda kabahatli şirketin eylemine ilişkin olarak 1567 sayılı Kanun'un yukarıda anılan 3/1. maddesi uyarınca idari yaptırım kararı uygulanması gerekirken, yurda getirilmesi gereken ihracat bedellerinin toplamının yüzde iki buçuğu üzerinden hesaplama yapılarak fazla ceza tayin edildiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Kanun Yararına Bozma İhbarnamesindeki (1) Numaralı İstemin Değerlendirilmesinde;
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesindeki (1) numaralı isteminin KABULÜNE,
Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.10.2022 tarihli ve 2022/5930 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre ihbarnamedeki (2) numaralı istem yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde karar verildi.