(766 S. K. m. 32, 73)
Dava: Taraflar arasında tapulama tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tapulama sırasında 922 parsel sayılı 1090 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Y. İ. Güven ve paydaşları adındaki tapu kaydı kapsamında bulunmakla beraber 25 seneden beri M. Metin zilyetliğinde olduğu belirtilmiş ve Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Daha önce M. Metin tarafından Hazine, Taşucu Belediyesi, Y. izzettin ve paydaşları hasım gösterilmek suretiyle Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tapu kaydı iptali, el atmanın önlenmesi ve tescil davası birlikte tapulama başladığından bahisle görev yönünden red edilerek dosyası Tapulama Mahkemesine tevdi olunmuştur. Mahkemece, parselin Zübeyde Hanım mirasçıları adına tescili ve davanın reddi cihetine gidilmiş hüküm davacı M. Metin vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dava konusu parselin davalı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi düşüncesiyle saptanmıştır. Aslında taraflar arasında bu yönde bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Olayda 766 sayılı Tapulama Kanununun 32/c maddesinde öngörülen şartlar gerçekleşmemiştir. Mahkemenin bu yöne ilişkin görüşü isabetlidir. Ancak, davacı taraf aynı kanunun 32/d maddesine dayanmıştır. Mahkemece kazandırıcı zamanaşımının iyi niyetle sürdürülmediği ve malik kastının bulunmadığı ve aynı zamanda zamanaşımı süresi içinde izalei şüyu davası açılmış bulunduğu cihetle davacının asli zilyet sayılamayacağı görüşü benimsenmiştir. Oysa mahkemece toplanan delillere göre nizalı taşınmaz paydaşlardan bir kısmının tapu dışı satışına dayanılarak 1937 yılından beri M. Metin tarafından açılan tapu iptal davası tarihi olan 31.1.1962 tarihine kadar davacının zilyet olduğu saptanmıştır. Zilyede karşı açılmış ve başarı ile sonuçlanmış bir dava bulunmadıkça kazandırıcı zamanaşımının kesilmesi ve zilyedin dahil olduğu bir dava bulunmadıkça da niza unsurunun gerçekleşmesi olanak dışıdır. M. Metin mahkemenin gerekçesinde yer alan izalei şüyu davasının taraflarından değildir. Tapulama Kanununun 32/d maddesinde iyi niyetle zilyetlik şartı kazandırıcı zamanaşımı koşulu olarak kabul edilmemiştir. Her ne kadar yargılamanın 19.10.-1969 günlü oturumda M. Metin (8 - 9 yıl öncesine kadar nizalı taşınmazın vergisini kayıt malikleri adına ödediğini) açıklamış ise de getirtilen vergi kayıtlarının incelenmesinden 1937 yılından beri vergi kaydının M. Metin adına teessüs etmiş olduğu saptanmıştır. Davacı vekili sonraki oturumlarda bu beyanın hataya dayandığım ve gerçeği de yansıtmadığını ileri sürmüştür. Gerçekten kayıt durumu beyana uygun düşmemektedir. Kaldı ki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği asli zilyetliktir. Ancak, asli zilyette mutlaka malik olmak kastı aranmaz. Malik sıfatı ile yani objektif olarak malik gibi hareket etme durumu içinde kullanma kastının bulunması yeterlidir. Mahkemece dinlenen tanıkların sözlerinden M. Metin tarafından bu taşınmaz üzerinde karşı tarafın gözü önünde muhtesat meydana getirilmek suretiyle zilyetliğin sürdürüldüğü ve fakat M. Metin'e karşı bir itiraz ve dava ileri sürülmediği tesbit edilmiştir. Bu nedenlerle mahkemenin kazandırıcı zamanaşımının şartlarının oluşmadığı doğrultusundaki görüşünde isabet yoktur. Ancak, bu taşınmazı M. Metin'e satan davalılar duruşmada satıştan bir iki yıl sonra davacı M. Metin aleyhine satışın iptali ve men'i müdahale davası açtıklarını söylemişlerdir. Mahkemece bu iddia üzerinde durulmamış ve bir araştırmaya girilmemiştir. Eğer böyle bir dava açılmış ve şartları gerçekleşmiş ise özellikle dava başarı ile sonuçlanmış bulunmaktaysa açılış tarihi bakımından kazandırıcı zamanaşımına etkisi olup olmayacağı üzerinde durulmak gerekir. Mahkemece bu yön eksik bırakılmıştır. Bu itibarla yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında avukatla temsil edilen M. Metin yararına takdir edilen 1000 lira avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine ve 766 sayılı Tapulama Kanununun 73. maddesi uyarınca harç alınmasına mahal olmadığına 16.10.1975 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy