(766 S. K. m. 33, 37, 73) (743 S. K. m. 641)
Taraflar arasında tapulama tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşılarak, gereği görüşüldü:
Tapulama sırasında 640 parsel sayılı 844 metrekare miktarındaki taşınmaz malın zilyedi Halil olduğu tesbit olunup malikanesi davalı olduğundan açık bırakılmış, daha önce davacı hazine tarafından hasını gösterilmek suretiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan men'i müdahale ve tescil davası taşınmaz mal tapulamaya tabi tutulup tutanağın düzenlendiğinden bahisle görev yönünden red edilerek dosyası Tapulama Mahkemesine tevdi olunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taşınmaz malların zilyetlikle iktisap koşullarını saptayan 766 sayılı Tapulama Kanununun 33. maddesi hükmü sonradan yürürlüğe giren 1617 sayılı kanunun 20. maddesiyle değiştirilmiş ve 33. maddenin son fıkrasında devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle kanunlar uyarınca hazineye intikal eden yerlerin zilyetlikle iktisap edilemeyeceği esası kabul edilmiştir. Nizalı parselin dere yatağı olduğu mahkemece toplanan ve takdir edilen delillerle tesbit edilmiştir. Dere yatağının zilyetlikle iktisabının mümkün olup olmadığı yönü uyuşmazlık konusudur. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerleri saptayan Medeni Kanunun 641. maddesinde akarsularla yatakları menfaati umuma ait mallar olarak nitelendirilmiştir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve ziraata elverişli olmayan taşlık ve kayalık gibi yerlerin imar ve ihya yoluyla iktisabını mümkün kılan 766 sayılı Tapulama Kanunun 37. maddesinin son fıkrası hükmü 1617 sayılı kanunun 23. maddesiyle yürürlükten kaldırıldıktan sonra artık devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin imar ve ihya yoluyla iktisap edilmelerine olanak kalmamıştır. Ancak fiilen dere yatağı olmayan ve imar ve ihya edilmeden kültür arazi halinde bulunan yerlerin hali yerler gibi zamanaşımı ile iktisap edilmelerini engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece dava konusu taşınmaz malın imar ve ihya edilmeden kültür arazisi halinde bulunan bir yer olup olmadığı uzman bilirkişi eliyle tesbit edilmesi, nizalı taşınmaz imar ve ihya edilmeden iktisap zamanaşımı süresince davalının tasarruf ve zilyetliğinde ise iktisap edilebileceği gözönünde tutularak delillerin buna göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davalının temyiz itirazı bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 766 sayılı Tapulama Kanununun 73. maddesi uyarınca harç alınmasına mahal olmadığına 26.01.1976 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy