(1617 S. K. m. 23) (766 S. K. m. 37, 73)
Taraflar arasında tapulama tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği görüşüldü:
Tapulama sırasında dava konusu taşınmaz mal devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğundan bahisle hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazı Tapulama Komisyonunca red edilen davacı imar ve ihyaya ve zilyetliğe dayanarak süresi içinde dava açmıştır. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı taraf imar ve ihyaya ve zilyetliğe dayanmıştır. Tapulama tesbiti 1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Öntedbirler Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılmıştır. Sözü edilen bu kanununun 23. maddesi ile 766 sayılı Tapulama Kanununun 37/son fıkrası hükmü yürürlükten kaldırılmıştır. O halde bu nitelikteki yerlerin imar ve ihyaya dayanılarak zilyetlikle iktisabı mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda şartlarının gerçekleşmesi halinde sözü edilen 37. maddenin 1 ve 2. fıkralarının zilyet lehine uygulanması gerekir. Mahkemece bu yönlerden bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. O halde davacıdan ihya işleminin hangi tarihte başlayıp hangi tarihte bittiği yönünden delilleri sorulmalı, göstereceği deliller toplanmalı, ihya işleminin 27.3.1950 yılından önce yapıldığının saptanması halinde davacı yararına, 766 sayılı Tapulama Kanununun 37/1 ve 2. maddelerinin uygulanmasına karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerden zühul ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz ve temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 766 sayılı Tapulama Kanununun 73. maddesi uyarınca harç alınmasına mahal olmadığına 28.01.1976 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy