(3402 S. K. m. 14)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 161 parsel sayılı 141600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, dava dışı 160 sayılı parsele revizyon gören vergi kaydı yüzölçümü fazlası olduğundan, davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı, komisyonca red edilen davacı Mustafa ve Celal; vergi kaydına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, taşınmazın haritasında (A) harfi ile işaretli 130.000 metrekarelik bölümünün Zeynep mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, (B) harfi ile işaretli ve emlak kaydı miktar fazlası olan 11600 metrekarelik bölümünde davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine'nin temyizi uzman bilirkişi Fikret tarafından düzenlenen 26.7.1991 günlü haritada (A) harfi ile gösterilen kırmızı renklerde taralı 130.000 m2 yüzölçümündeki davacı taraf adına tescile karar verilen bölümü hakkındaki hükme yöneliktir. Mahkemece, bu kesimin davacı tarafın dayandığı emlak vergisi beyannamesinin kapsamında kaldığı tespit gününde davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Oysa, çekişmeli taşınmazın tespitinin 1974 yılında yapıldığı, emlak beyannamesinin ise 1977 yılında oluşturulduğu dosya kapsamı ile belirlenmiştir. tespit gününden sonra oluşturulan emlak vergi beyannamesi hukukça değer taşımaz. Mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillere göre davacı tarafın temyize konu bölüm üzerinde 20 yılı aşkın süre ile zilyet bulunduğu, tespit gününde yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmenin diğer koşullarının gerçekleştiği saptanmıştır. Ne var ki, hükmün dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden bir kişinin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinebileceği toplam taşınmaz miktarı sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm olarak belirtilmiştir. O halde, bu hüküm dikkate alınarak davacı taraf adına aynı çalışma alanı içinde kayıtsız ve belgesizden tespit edilen kendisine ait bağımsız ve miras bırakandan kalan taşınmazlarla ilgili Tapu Sicil müdürlüğünün karşılık yazısında sözü edilen taşınmazların tutanaklarının getirtilerek tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınıp alınmadığı incelenmeli, başka taşınmaz mal tespit ve tescil edilip edilmediği ayrıca Kadastro Müdürlüğü, Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorulup saptanmalı, engel bulunmadığı takdirde davacı tarafa seçim hakkı kullandırılarak 161 parsel sayılı taşınmazın temyize konu (A) harfi ile gösterilen kesiminden 100 dönüme tamamlanacak şekilde ifraz edilerek davacı taraf adına, arta kalan bölümünde davalı Hazine adına tesciline karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 7.11.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy