(1086 S. K. m. 92) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan daire bozma kararında, davacının, dava konusu ettiği taşınmaz bölümünün davalıya ait 673 sayılı parsel içerisinde kaldığını, bu yönde araştırma yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, nizalı 673 sayılı parselin tespitteki miktarı ile Musa ve Kezban adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar davacı, davalı ile yapılmış olan paylaşmaya göre kendi adına isabet eden bir bölüm yerinin 673 sayılı parsel içerisine alınarak davalı adına tespit edildiğini iddia etmiş ise de, mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar arasında 50-60 yıl kadar evvel yapılan taksime uygun olarak kadastro parsellerinin oluşturulduğunu, diğer bir anlatımla taraflar adına tespit edilen parsellerin geometrik sınırlarının ve kapsamlarının taksime uygun olduğunu ve taksim gününden tespit gününe kadar tarafların taşınmazlarını kadastroda tespit edilen sınırlarına uygun olarak kullandıklarını bildirmişler, davacı aksine bir delil göstermemiştir. Her ne kadar davalı Musa, duruşma sırasında davaya diyeceği olmadığını, davayı kabul ettiği yolunda beyanda bulunmuş ise de, bu beyanı kendi adına ve davacı adına oluşturulan parsellerin arazi üzerindeki konumları belirlenmeden yapılmıştır. Kabulün hukuki sonuç doğurabilmesi için, davanın müddeabihinin yani davacının dava ettiği kesimin karşı tarafça bilinmes zorunludur. Bu nedenle, davalının duruşma sırasındaki beyanı bağlayıcı olarak kabul edilemez. Kaldı ki, davalı keşif sırasında kendi parselinin ve davacının parselinin yerleri belirlendikten sonra davacının iddiasının yersiz olduğunu bildirmiştir.
Sonuç: O halde, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmaktadır. Bu nedenlerle, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün (ONANMASINA), temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 18.11.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy