(3402 S. K. m. 14, 19)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 146 ada 26 parsel sayılı 151, 9 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayanılarak çeşme niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. İntifa hakkının Çakıllar Köyü tüzel kişiliğine ait olduğu tutanağında gösterilmiştir. Davacı Mustafa, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, bağışa ve Konya İdare Mahkemesinin 1.7.1983 günlü ilamına dayanarak askı ilan süresi içinde dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine, dava konusu 146 ada 23 sayılı parselin tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın Hazineye ait kamulaştırma sonucu oluşan tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine uymamaktadır. Taşınmazın zeminini davacı tarafa ait olduğu üzerindeki çeşmenin Y.S.E. Müdürlüğünde yaptırıldığı tartışmasızdır. Hazinece taşınmazın kamulaştırılmasına karar verilmiş ve tapu kaydı oluşturulmuş ise de, kamulaştırma kararı Konya İdare Mahkemesinin kesinleşen 1.7.1983 gün 983/144-253 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu durumda dayanağı kalmayan tapu kaydının geçerli olduğundan söz edilemez. O halde taşınmazın zemininin davacı adına tesciline karar verilmesi gerekir. Taşınmaz üzerindeki çeşme de 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesinde yazılı olan muhtesat niteliğindedir. İntifa hakkının köye bırakıldığına dair dosyada hiçbir belge bulunmamaktadır. Muhtesat, cinsi ve yaptıran kişi veya kuruluş belirtilmek suretiyle kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir. Bu durumda çeşmenin Hazineye ait olduğunun muhtesat olarak beyanlar hanesinde gösterilmesi zorunludur.
Sonuç: Sonuç olarak, taşınmazın zemininin davacı adına tesciline karar verilmesi, çeşmenin de muhtesat olarak beyanlar hanesinde Hazine adına gösterilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.06.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy