(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 290)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin kanuni süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 84 parsel sayılı 25992 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Tesbitten önce davacı Ali tarafından Rasim ve Ayşe aleyhine açılan müdahalenin önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece, taşınmazın davalı Ayşe ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Ali tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın öncesinin 1945 yılında ölen Ömer'e ait iken mirasçılarına kaldığı konusunda aralarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece, taşınmazın Ömer mirasçılarından Şaban, Osman ve Ali tarafından adlarına tescil kararı verilenlerin miras bırakanları Rasim'e 8.4.1961 günlü senetle satılarak zilyetliğinin devredildiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, söz konusu senet "tarla icarsız, para faizsiz" olarak düzenlenmiş ve senedin içeriğinde taşınmazın yalnız intifa hakkının borç ödeninceye kadar Rasim'e bırakıldığı, paranın ödenmesinden sonra tarlanın iade edileceği, Rasim'in herhangi bir suretle mülkiyet iddiasında bulunamayacağı açıklanmıştır. Ömer'in mirasçılarından Şaban duruşma sırasında senedin aslında satış senedi olduğunu bildirmiş ve mahkemece de bu beyana dayanılarak hüküm kurulmuş ise de Ömer'in mirası iştirak halinde mülkiyet olarak mirasçılarına intikâl etmiştir. İştirakçilerden yalnız birisinin beyanı terekeyi bağlamaz. Diğer taraftan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 290. maddesi hükmüne göre senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Adlarına tescile karar verilen Rasim mirasçıları söz konusu senede karşı yazılı belgeye dayanamamışlardır. O halde senedin içeriğinin gözönünde tutulması zorunludur. Senet, para faizsiz tarla icarsız olarak düzenlendiğine ve taşınmazın mülkiyetinin alıcıya geçirileceğine dair herhangi bir hüküm taşımadığına göre davalı tarafın taşınmazdaki zilyetliğinin icar sözleşmesine dayandığının ve dolayısıyla malik sıfatıyla sürdürülmediğinin kabulü zorunludur. Bu durumda dava konusu taşınmazın miras payları belirlenmek suretiyle Ömer mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemece 8.4.1961 günlü senedin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.12.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy