(3402 S. K. m. 16, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin yasal süresinde olduğu anlaşıldı. Tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 38 parsel sayılı 93.400 metrekare, 415 parsel sayılı 58600 metrekare, 420 parsel sayılı 7105 metre kare, 549 parsel sayılı 4 metrekare yüzölçümlerindeki taşınmazlar zilyetliğe dayanılarak davalı Malıköy tüzel kişiliği adına tesbit edilmiştir. İtirazları komisyonca reddedilen Mehmet ..... ve arkadaşları tapu kaydına ve zilyetliğe dayanarak tüm parsellere, 38 ve 415 parsellere yönelik itirazları reddedilen hazine zilyetler yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek tüm parseller hakkında dava açmışlardır. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan T.C.D.D. idaresinin İdris ..... aleyhine açmış olduğu 415 sayılı parselle ilgili meni müdahale ve ecrimisil davası kadastro mahkemesine aktarılmış; davalar birleştirilmiştir. Yargılama sırasında İdris Ceyhun zilyetliğe dayanarak 415 sayılı parsel hakkındaki davaya katılmıştır. Mahkemece davaların reddine, 38 sayılı parselin köy tarlası ve kantar yeri vasfıyla, 415 sayılı parselin yüzölçümü 25.000 metrekare olarak düzeltilerek köy hayvanları eğrek yeri vasfıyla, 549 sayılı parselin 400 metrekare yüzölçümüyle çeşme vasfıyla, 420 sayılı parselin mezarlık vasfıyla davalı Malıköy tüzel kişiliği adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine, T.C.D.D. idaresi, katılan İdris ..... tarafından temyiz edilmiştir. Hazinenin itiraz etmediği 420 ve 549 sayılı parsellerle ilgili davaya katıldığı kabul edilmiştir.
1- Dava konusu 38 parsel sayılı taşınmazın davalı Malıköyü tüzel kişiliğinin kantar yeri ve tarla olarak zilyetliğinde bulunduğu, tesbit gününde taşınmaz edinme koşullarının Malıköyü tüzel kişiliği adına gerçekleştiği, dava konusu 420 parsel sayılı taşınmazın Malıköyü mezarlığı olarak halen kullanıldığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama, dinlenen bilirkişi beyanı, uzman bilirkişinin raporu ve toplanan delillerle saptanmıştır Açıklanan nedenlerle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığından hazinenin her iki parsele yönelik hazinenin temyiz itirazlarının reddi ile 38 ve 420 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün ONANMASINA, ilam harcı alınmasına
2- Dava konusu 549 parsel sayılı taşınmazın köy çeşmesi olduğu, toplanan delillerle saptanmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunun 16/A maddesi uyarınca bu tür taşınmazlar bulundukları köy tüzel kişiliği adına tescil olunur. Açıklanan nedenlerle hazinenin bu parsel hakkındaki hükme yönelik diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak bu taşınmazın yüzölçümü kadastro tutanağında 4 metrekare olarak yazılı olduğu ve bilirkişi tarafından yüzölçümü hesabında maddi hata bulunduğu bildirilmediği halde hüküm fıkrasında taşınmazın yüzölçümünün 400 metrekare olarak yazılmış olması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasının 2.maddesinde yazılı (400) rakamının silinmesine, yerine (4) rakamının yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
3- Dava konusu 415 sayılı parsel hakkındaki hükme yönelik hazine, T.C.D.D. ve katılan İdris Ceyhun'un temyiz itirazlarına gelince; Bu taşınmazla ilgili olarak T.C.D.D. tarafından İdris Ceyhun aleyhine 23.12.976 tarihli dilekçe ile açılan el atmanın önlenmesi davasında 1315 gün cilt 5, sayfa 122, 46 sayılı tapu kaydına dayanılmış, taşınmazın önceleri 5250 metrekarelik bölümüne daha sonra 10340 metrekarelik bölümüne davalının el attığı iddia edilmiştir. Aynı zamanda Kaymakamlığın 30.6.1976 günlü 56 sayılı men kararından söz edilmiştir. Yerel Tapu Sicil Müdürlüğü ile yapılan yazışma ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesinin yazılarına göre davacı İdarenin dayandığı tapu kaydının geldi ve gittiklerinin tam olarak bulunamadığı bilgilerin eksik olduğu belirtilmiştir. Diğer taraftan mahkemece yapılan keşifler sonucu bilirkişi Muzaffer ..... tarafından düzenlenen 15.6.1993 tarihli haritalı raporda dava konusu 415 sayılı parselin D.D.Y.nın dayandığı tapu kaydı ve haritasının kapsamında kaldığı belirtildiği halde daha sonraki tarih l57 sayılı tapu kaydının kapsamında kalmadığı bildirilmiştir. Çelişkili raporlar bulunduğu halde raporlardaki çelişki giderilmemiş, ayrıca Devlet Demiryollarının dayandığı tapu kaydının dayanağı 1890 tarihli harita mevcut olduğu halde bu harita sağlıklı bir şekilde uygulanmamış, Kadastro Müdürlüğünce Devlet Demiryollarına ait bina ve tesisleri kapsayan harita ile Kaymakamlığın men kararına dayanak olan haritada getirtilip çakıştırılmak suretiyle uygulanmamış, taşınmaza ait olup olmadığı belirlenmemiştir. Eksik soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde öncelikle,davacı Devlet Demiryollarının Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı 23.12.1976 tarihli dilekçede sözü edilen tapu kaydı yerel Tapu Sicil Müdürlükleri ile Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden ilk tesis tarihinden itibaren tüm gittikleri varsa haritası ile beraber getirtilmeli, ayrıca Kaymakamlık men kararına dayanak olan harita ve belgeler istenmeli, Devlet Demiryollarının yöredeki tüm tesislerini gösterir 1890 tarihli haritada dava konusu taşınmazın muhtemelen hemen yakınında bulunduğu anlaşıldığından kadastro müdürlüğünce düzenlenen ve Devlet Demiryollarının tüm tesislerini bir arada gösterir harita da istenmeli, yapılacak keşifte tüm bu haritalar üst üste çakıştırılmak suretiyle kapsamları uygulanarak belirlenmeli, davacı idarenin dayandığı tapu kaydının dava konusu 415 sayılı parseli kapsayıp kapsamadığı açıklığa kavuşturulmalı, daha önce yapılan keşiflerde bilirkişiler tarafından düzenlenen karşıt iki ayrı raporun yapılacak bu keşifte çelişkisi giderilmeli, davacı idarenin dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, komşu parsel kayıtlarıyla denetlenmeli, teknik bilirkişiye keşif ve uygulamayı gösteren harita çizdirilmeli, tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı saptandığı takdirde katılanın zilyetliği konusunda değişik beyanlar bulunduğu anlaşıldığından bu çelişkiler de giderilmeli, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklandığı şekilde inceleme, araştırma ve uygulama yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de taşınmazın eğrek yeri olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken köy tüzel kişiliği adına tesciline karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.05.1997 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy