(743 S. K. m. 931)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin yasal süresinde olduğu anlaşıldı, tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Daire bozma ilamında özetle; yetersiz inceleme sonucu verilen hükmün isabetsiz olduğu belirtilmiş, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının eki haritanın kenar uzunluklarından yararlanılarak kapsamının belirlenmesi, davalıların taşınmaz da payları bulunduğunu, davacı tarafın bilip bilmediği konusunda taraf delillerinin toplanması, tapu kaydı kapsamında kalan kesim hakkında davacı ve katılanın hukuki durumunun Medeni Kanunun 931. maddesi gözönünde bulundurularak tartışılması, tapu kaydının kapsamı dışında kalan kesim bulunması halinde bu bölümlerde kimin ne şekilde zilyet olduğunun araştırılması, toplanan ve toplanacak deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece, Daire bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, taşınmazın 18227,50 m2.lik bölümünün eşit paylarla davacı ve katılan adına, geriye kalan 17111,49 m2.lik kısmının ise eşit paylarla davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan inceleme ve araştırma sonunda, Mart 1996 tarih ve 3 numarada H. adına kayıtlı bulunduğu; H.'in ölümü sonucu mirasçıları tarafından davacılar İ. ve M.'e kayden satıldığı, taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu, zilyetliğin tespit malikleri davalılar tarafından sürdürüldüğü, hal böyle iken pay maliklerinden H. tarafından diğer zilyetlerine haber verilmeksizin Hazineyi hasım göstermek suretiyle açılan tescil davasında taşınmazın Mart 1996 tarih ve 3 numaralı tapu kaydı ile H. adına tescil edildiği toplanıp değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Kaydın oluşturuluş nedenine göre Halil tarafından diğer zilyetlere haber verilmeksizin ve adı geçen zilyetlerin de davada taraf olmamaları nedeniyle sözkonusu Mart 1996 tarih ve 3 numaralı tescil ilamı ile oluşan tapu kaydının diğer davalı zilyetleri bağlayacağı düşünülemez. Diğer bir anlatımla, dayanılan tapu kaydının dayanağı olan tescil ilamı davalıları bağlamaz. Diğer yönden tapu kaydı tesis edildikten sonra dahi nizalı taşınmazda H. payını satın alan davacılar ile diğer davalıların müştereken tasarruf ettikleri dinlenen tanık sözleri ve dosya kapsamı ile belirlenmiştir. H. mirasçılarından kayden satın alan davacıların aynı köyde oturdukları, böylece davalıların zilyet olduklarını bildikleri anlaşıldığına göre Medeni Kanunun 931. maddesinden yararlanma olanakları da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davanın reddi ile dava konusu taşınmazın tespitteki gibi davalılar adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmesi gerekir. Mahkemece değerlendirme de yanlışa düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, davalıların yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 13.2.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy