(743 S. K. m. 931)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekte temyiz isteğinin yasal süresinde olduğu anlaşıldı. Tetkik raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 2288 parsel sayılı 231 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı ziyetliğine dayanılarak davalı Y. S. adına tespit edilmiştir. İtirazları komisyonca reddedilen davacılar F. ve A. O. davalı tapu kaydının sınırlarının sığır yolu, mera, kavaklık olduğunu, bu sınırların sabit sayılamalacağını, hasımsız yüzölçümü ve sınır tashihi davası sonucu oluşturulan tapu kaydına değer verilemeyeceğini, taşınmazın hazine adına tasciline karar verilmesi gerektiğini öne sürerek tespit maliki Y. S. ile tespitten sonra kayden satın alan N. aleyhlerine dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın davalı N. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmü temyiz eden davacılar hernekadar taşınmazda özel hukuk açısından hak ve pay sahibi değil ise de, yol mera gibi herkesin istifade edebildiği taşınmazlar yönünden ilgili tüzel kişilerin dışında davada yararı olan gerçek kişilerin de dava haklarının bilinduğu yargıtayın içtihatları ile kabul edilmiştir. Öte yandan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının ilk oluştuğu günde sınırları mera, sığır yolu ve kovalık olarak österilmiştir. Çekişmeli taşınmazın miktar ve yüzölçümü bakımından bir bölümünün sözkonusu tapu kaydının kapsamında kaldığı, bir bölümünün de tapu kaydı kapsamı dışında bulunduğu 14.1.1999 günlü T. tarafından düzenlenen haritalı raporunda gösterilmiştir. Önceki kayıt maliki kooperatif tarafından kaydın yüzölçümü artırılması için hasımsız olarak açılan dava sonucunda mera sınırlı tapu kaydının yüzölçümü artırılmıştır. Davalı tapu kaydının yüzölçümü artırımı davası sonucunda oluşan tapu kaydına göre çekişmeli taşınmazı da kapsadığı belirlenmiş ise de hasımsız olarak açılan dava sonucunda yüzölçümü artırılmış bulunduğundan o davada taraf olmayanları bağladığı kabul edilemez. Öte yandan çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti 10.5.1974 tarihinden yapılmıştır. O tarihte taşımaza uygulanan yüzölçümü artırımı davası sonucu ifraz yoluyla oluşturulan tapu kaydı maliki Y. S. adındaki kişidir. bu kişinin yüzölçümü arntırması davasını açan kooperatifin ortağı olduğu ve bu sıfatla ifraz tapu kaydının kendi adına intikal eddiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davalının durumu bilmediği kabul edilemez. Bu nedenle Medeni Kanunun 931. maddesinden yararlanması mümkün değildir. Kadastro davalarında uyuşmazlığın tespit tarihindeki hukuki duruma göre çözümlenmesi gerekir. Taşınmaz tespit gününde kayıt maliki olan Y. S.'den tespitten sonra 22.5.1975 tarihinde 166 sayılı tapu ile davalı N.'e geçmiştir. Önceki malik MK.nun 931. maddesinden yararlanamadığına göre onun halefi sıfatı ile çekişmeli taşınmazı devir alan davalının da anılan yasa hükmünden yararlanması mümkün değildir. Mahkemece bu yönler göz önünde tutularak 14.1.1990 günlü keşif haritasında gösterildiği gibi ilk tapu kaydı kapsamında kalan kesim yönünden davanın reddine, geri kalan kesimin açık anlatımla ilk tapu kaydının kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümünün mera olarak sınıflandırılmasına karar verilmesi gerekirken bu yönler gözönünde tutulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerine görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA) , 20.9.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy