(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı hazine ile katılan T. R. Z. ile C. C. ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 1, 102 ada 1, 103 ada 1, 2, 3, 104 ada 1, 105 ada l, 2, 3, 4, 106 ada l, 2, 3, 4, 107 ada 1, 108 ada l, 2, l09 ada 1 ve 110 ada l parsel sayılı 150.000, 970.400, l.035.850, 473.200, 41.700, 6.666, 658.100, 265.900, 218.300, 1.619.300, 674.200, 4.8l3, 8.l23, 23.364. 5.300, 286.400, 182.600, 34.000 ve 1.180.800 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar pay tapu kayıtlarına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak A. O. ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı hazine taşınmazlara revizyon gören tapu kaydının gayri sabit hudutlu bulunduğunu, bu nedenle miktar fazlasının hazine adına tescili gerektiğini ileri sürerek dava açmıştır. Tapu dışı satın almaya dayanarak T. R. Z. ile C. C. ve arkadaşları davaya katılmışlardır. Mahkemece davacı hazine ile davaya katılanların M. Z. aleyhine açtıkları davalarının reddine, katılanların H. İ. hakkındaki davaları yönünden mahkemenin görevsizliğine, taşınmazların A. O. (Z.) ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine, katılan T. R. Z. ile C. C. ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: 1- Davacı T. R. Zileli kadastro tespitinden sonraki tarihli tapu dışı satış senedine dayanmıştır. C. C. ve arkadaşları da yine kadastro tespitinden sonraki tapu dışı pay satışına dayanmışlardır. Tespitten sonra doğan haklarla ilgili davalara kadastro mahkemelerinde bakılamaz. Bu durumda adı geçenlerin istekleri yönünden görevsizlik kararı verilmesi isabetli olduğu gibi C. C. ve arkadaşlarının 5.5.988 tarihli senede dayalı talepleri yönünden de tapuda kayıtlı taşınmazın zilyetliğinin devrinden itibaren 10 yıllık yasal süre geçmediğinden taleplerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle adı geçenlerin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün onanmasına, ilam harcı peşin alındığından yeniden ilam harcının alınmasına yer olmadığına,
2- Hazinenin temyiz itirazlarına gelince: Tespite dayanak yapılan tapu kaydında gösterilen ve çekişmeli taşınmazları çevreledikleri ve değişmez nitelikte oldukları kabul edilen sınırlardan Sarı kayalar, Sıra kayalar, İğdeli dere, Rüstem mezarlığı gibi sınırlar nokta sınırlar olduğu gibi yerli bilirkişilerin belirli ve sabit sınırlı olarak gösterdiği bu sınır yerlerinin tapuda yazılı sınır yerleri olup olmadığı da denetlenebilir şekilde araştırılmamıştır. Öte yandan tapuda yazılı sınırlardan Çoraklı göl ve Ağca toprak sınırları değişebilir sınırlardır. İğdeli dere sınırı da haritasında gereği gibi işaret edilmemiştir. Tapuda yazılı sınırlardan Zamantı ırmağı sınırı değişmez sınır olarak kabul edilebilecek niteliktedir. Hacı Ağa tarlası sınırı bakımından da yine denetlenebilir şekilde bir araşma yapılmamıştır. Şu hale göre toplanan deliller yetersizdir. O halde öncelikle taşınmazların bulunduğu alanla ilgili en eski tarihli askeri harita getirtilerek tapuda yazılı sınır yerlerinin bu haritada gösterilmiş olup olmadığı incelenip belirlenmeli, ayrıca yerli bilirkişilerin gösterdikleri sınır yerleri ve çevresindeki komşu parsellere ilişkin kadastro tespit tutanakları ve dayanağı belgeleri getirtilerek bilirkişilerin gösterdiği sınır yerlerinin komşu kayıtlarda ne şekilde gösterildikleri araştırılmalı, tapuda yazılı sınırlardan bir çoğunun nokta sınır olması, bir kısım sınırların değişebilir nitelikte bulunması nedeni ile kayıt kapsamının tapuda yazılı sınırlarla bağlantı kopmayacak şekilde kaydın yüzölçümüne değer verilerek ve tapuda yazılı sınırları en kısa ve düz hatla birleştiren sınırların içinde kalan alanın kayıt kapsamı olduğunun kabul edilmesi gerektiği göz önünde tutulmak suretiyle kayıt kapsamı saptanmalı, tapu kaydında yazılı müşterek maliklerden her birinin ve haleflerinin 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince aynı çalışma alanı içinde en fazla kuru toprakta 100 dönümlük taşınmaz kesimini iktisap edebilecekleri, iştirak halindeki paydaşların tümünün birlikte 100 dönümlük taşınmaz iktisap edebileceği göz önünde tutulmalı ve kayıt kapsamı dışında kalan kesimler yönünden de davalılar yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp, saptanmalı, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmadan ve tapu kaydında yazılı sınır yerleri olarak kabul edilen sınır noktalarıyla bağlantı kurulmaksızın onları da içine alacak şekilde kayıt kapsamı belirlenerek hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına, 02.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy