(3402 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 470 parsel sayılı 1765 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Süleyman Elmas adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı hazine tapu kaydına dayanarak dava açmış; yargılama sırasında davayı yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürmüştür. Mahkemece davanın kabulüne, tespitin iptali ile taşınmazın hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza ait olmadığı, taşınmaz üzerinde tespit gününde davalı yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaz ait olmadığı toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ne var ki, dava konusu taşınmaz zilyetliğe dayanılarak davalı adına tespit edilmiştir. Bu olgu dikkate alındığında keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çelişmektedir. Öte yandan 17.9.999 günlü oturumda mahkemece davalının mazeretinin kabulüne karar verildiği, mahkemece yapılması öngörülen keşfin ise 20.9.1999 gününde icra edileceği, duruşma tutanağı kapsamından anlaşılmaktadır. Mazeretin kabul günü ile keşfin yapılacağı gün arasında mazeret dilekçesi verenin keşif gününü öğrenmesi için makul bir süre bulunmamaktadır. Keşif iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesine yönelik, mahkemenin dava konusu taşınmazı müşahedesinden ibarettir. Hal böyle olunca, davalıya, keşif gününde yerel bilirkişi adaylarını ve tutanak bilirkişilerini taşınmaz başında hazır bulundurma imkanı verilmesi zorunludur. Mazeretin kabul edildiği oturum günü ile keşfin yapılacağı gün arasında tutanak bilirkişilerine yöntemine uygun şekilde tebligat yapılması da mümkün değildir. O halde davalı tarafa da keşif günü bildirilmeli, mahkemece dinlenen yerel bilirkişi tanıklar ve taşınmaz başında tutanak bilirkişileri de hazır olduğu halde keşif yapılmalı, duruşma günü ile keşif günü arasında makul bir süre bulunmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.02.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu taşınmaz 2.11.977 tarihinde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının tespit maliki davalı adına gerçekleştiği belirtilerek Süleyman Elmas adına tespit edilmiştir. Hazine 17.7.981 tarihli itiraz dilekçesinde taşınmazın hazineye ait tapu kaydının kapsamında kaldığını ileri sürerek itiraz etmiştir. Komisyon 18.10.990 gün, 989/720 sayılı kararla itirazı red etmiştir. 3402 Sayılı Kanunun 28/3 maddesi uyarınca davacı tespit sırasında yaptığı itiraz sebep ve delilleri ile bağlı değil ise de sebep ve delillerini değiştirmek istediği takdirde bunu dava dilekçesinde belirtmesi gerekir. Oysa hazine 20.10.992 tarihli dava dilekçesinde aynı nedene dayanmış ve dava konusu taşınmazın hazineye ait tapu kaydının kapsamında kaldığını ileri sürmüştür. Böylece davacı hazine taşınmaz üzerinde davalının zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiğini kabul etmiş olmaktadır. Bu husus davacıyı bağlar. Bu aşamadan sonra davacının sebep ve delillerini değiştirmesi mümkün olmadığı gibi mahkemenin de kendiliğinden ileri sürülen sebep ve deliller dışında araştırma yapması da mümkün değildir. Bu işlem usul hükümlerine tamamen aykırıdır. Yapılan keşifte hazinenin dayandığı tek bir tapu olduğu halde yine bu iddia aşılarak hazinenin tüm tapularının dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı araştırılmış, buna rağmen hiçbir tapu kaydının taşınmazı kapsamadığı belirlenmiştir. Bu durumda davanın reddine ve taşınmazın tespit maliki adına tesciline karar verilmesi zorunludur. Mahkemenin usul hükümlerine aykırı olarak başka nedenleri araştırması ve hükmüne gerekçe yapması isabetsizdir. Hükmün bu gerekçe ile ve taşınmazın tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmesi belirtilmek suretiyle bozulması gerekirken, usul hükümleri tamamen göz ardı edilerek değişik gerekçe ile bozulması doğrultusundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy