(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca davalılar tarafından incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 319 parsel sayılı 21500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz çifte tapu kaydının kapsamında kaldığından ve Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan sözedilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. 320 parsel sayılı 105500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu ve vergi kaydına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Kerim ..., Kemal ... ve Ahmet ... adlarına tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davacılar Kerim, Kemal ve Ahmet ... tarafından davalılar hazine ile Fadime Kerime .. ve arkadaşları aleyhine açılan tapu kaydına dayalı tapu kaydının iptali ve elatmanın önlenmesi davası kadastro mahkemesine aktarılmıştır. 320 parsel sayılı taşınmazın tesbitine itirazları reddedilen İffet ..., Hilmi ... ve Feride ... iskan kaydına ve miras hakkına, Yaşar ... iskan kaydına ve miras hakkına, Fikret ... iskan kaydına ve miras hakkına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlar; tüm davalar birleştirilmiştir. Mahkemece Kemal ... ve arkadaşlarının davasının kabulüne, diğer davacıların davasının reddine dava konusu 319 ve 320 parsel sayılı taşınmazların Ahmet ..., Kemal .. ve Kerim ... mirasçıları adına payları oranında tescillerine karar verilmiş,hüküm davalılar Saffet .., Nadide ..., Saadet ..., Şevket ..., İsmet ... ile davacı- davalı Fikret ... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı Fikret ... komisyon kararına karşı açtığı 12.5.983 günlü davada 1340 yılında Selanik ... göçmenlerinden Yusuf oğlu Rıfat, oğlu Kani, oğlu Süleyman, oğlu Ali, hemşiresi Naile, gelini Kani Zevcesi (karısı) Huriyeye ait iskan kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davacı Fikret ...nun iskan maliklerinin mirasçısı olup olmadığı, ya da kimlerin mirasçısı olduğu araştırılmamış, iskan kaydı malikleri ile miras ya da akit ilişkisi belirlenmemiş, iskan kaydı uygulanmamış, dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmamıştır.
Şu hale göre Fikret ...nun 12.5.83 günlü dilekçesi ile açtığı dava hakkında bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Komisyon kararına karşı süresinde dava açıldığına göre Fikret ...nun açtığı dava hakkında inceleme yapılarak olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekir. Bu nedenlerle Fikret ...nun temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2- İskan yolu ile oluşan 1979 tarihli tapu kaydı maliklerinden Aslan oğlu Necip, Necip oğlu Kamil ve Necip kızı Fatma ...nin temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu taşınmazların Kemal ... ve paydaşlarının dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı, bu tapu kaydının eski tarihli ve doğru temele dayandığı, davalı tarafa ait iskan yolu ile oluşan tapu kaydının sonraki günlü olduğu bu nedenle önceki günlü tapu kaydına değer verilmesi gerektiği ve taşınmazlarda Kemal ... ile paydaşlarının zilyet bulunduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, delillerin değerlendirilmesi, dosya kapsamına ve hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. 1979 tarihli iskan tapu kaydı malikleri iskanen taşınmazın kendilerine verildiği 1927 yılından itibaren iskanen kendilerine tahsis ve temlik edilen taşınmazın kendilerine teslimini istemişlerdir. Yönetimce iskanen verilen taşınmazın tapu kaydı 1979 yılında oluşmuş; aynı yıl taşınmazın adı geçenlere teslim edildiği belirlenmiştir. Kemal ... ve paydaşlarının dayandığı tapu kaydında güney sınır Vasili olarak gösterilmektedir. Vasilinin kaçak ve yitik kişi olduğu, bu itibarla Kemal ... ve paydaşlarının dayandığı tapu kaydının miktarı ile geçerli bulunduğu açıkça görülmektedir. Dava konusu taşınmazların yüzölçümü toplamı davacı Kemal ... ve paydaşlarına ait tapu kaydının miktarından çok fazladır. Davacı Kemal ve paydaşlarına ait tapu kaydı miktarı ile geçerli olduğuna, miktar fazlasının kaçak ve yitik kişiden kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden bulunduğu saptandığına göre, tapu kaydı yüzölçümü fazlasının zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Ne var ki; davanın taraflarından olan hazine hükmü temyiz etmemiştir. 1979 tarihli iskan yolu ile oluşan tapu kaydının dayanağı iskan belgesinde davalılara iskanen tahsis ve temlik edilen taşınmazın Vasiliden devlete kalan yerlerden olduğuna ilişkin bir açıklama iskan kaydında bulunmamaktadır. Dosyadaki toplanan delillere ve iskan maliklerinin ısrarlı taleplerine göre kendilerine iskan yolu ile tahsis ve temlik edilen taşınmazın 1979 yılına kadar teslim edilmediği belirlenmiştir. Hal böyle olunca, iskanen tahsis ve temlik edilen taşınmazın önceki kayıt maliki Kemal ... ve paydaşları tarafından zilyetlikle kazanıldığından söz edilemez. Kaldı ki, dayandıkları tapu kaydı Vasili sınırı itibariyle kaçak ve yitik kişiyi sınır gösterdiğine göre tapu kaydı yüzölçümü fazlasının zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Açıklanan şu duruma göre mahkemenin kabul ettiği gibi Kemal ... paydaşlarına ait tapu kaydının değişmez sınırları ile her iki taşınmazı kapsadığının, ya da iskanen 1979 tarihli iskan maliklerine tahsis temlik edilen taşınmaz kesiminin zilyetlikle kazanıldığının
kabulü mümkün değildir. Mahkemece bu yönler dikkate alınarak ve iskan maliklerinden Necip oğlu Hasan ile Kemal mirasçılarının hükmü temyiz etmedikleri gözönünde tutularak, 1979 tarihli iskan yolu ile oluşan tapu kaydının miktarı kadar taşınmaz kesiminin dava konusu taşınmazların batı ve güney sınırı esasa alınarak tapu kaydındaki 22975 m2lik taşınmaz kesiminin belirlenerek iskan tapu kaydı malikleri adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz, adı geçenlerin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.3.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Hükmü temyiz edenlerin tutundukları iskan kayıtları 1927 tarihlidir. O tarihten davanın açıldığı 1982 tarihine kadar iskan hakkı sahiplerinin zilyetliği bulunmamaktadır. Öte yandan iskan Kaydı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.970 gün ve 970/87 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu kaydı niteliğinde değildir. Kemal ... ve paydaşlarının iskan kayıtları kapsamında olduğu kabul edilen taşınmaz kesimlerini de 50 seneden fazla süre ile aralıksız ve çekişmesiz olarak ve malik sıfata ile tasarruf ettikleri bilirkişi ve tanık sözleri ile saptanmıştır. Bu durumda Adı geçenlerin tutundukları tapu kaydı Vasili sınırı bakımından değişebilir sınırlı ve yüzölçümü ile geçerli ise de, Vasili taşınmazı iskan yolu ile iskan hakkı sahiplerine tahsis edilmek sureti ile hazinenin elinden çıkmıştır. Artık zilyetlikle iktisap yönünden kaçak ve yitik kişi taşınmazı sayılamaz. İskan hakkı sahipleri de taşınmaza zilyet olmadıklarından Şubat 964 gün ve 45 sayılı ve yüzölçümü ile geçerli olan tapu kaydı malikleri kayıt fazlası olan taşınmaz kesimini zilyetlikle iktisap etmiştir. Sonradan 1979 yılında iskan kaydına göre oluşturulan tapu kaydı zilyetleri yararına olan hukuki durumu değiştirmez. Bu nedenlerle mahkeme kararı sonuç itibariyle doğru olduğundan çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy