(4753 S.K. m.2)
(3402 S.K. m.6)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle mahkemece dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile belirtmelik tutanakları içeriği arasındaki aykırılık üzerinde durularak hazineye ait tapu kaydının oluştuğu günden önce davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 6660 parsel sayılı taşınmazın Hüseyin .. adına, 7541 ve 8229 parsel sayılı taşınmazların Dilber .. adına tapuya tesciline karar verilmiş,hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- 7541 parsel sayılı taşınmaz hakkında hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılmış ve karar verilmiş bulunmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, oybirliği ile,
2-Dava ve temyiz konusu 8229 parsel sayılı taşınmazın 1963 tarihli ve 4753 Sayılı Kanuna göre kurulan hazine tapu kaydının kapsamında kaldığı belirlenmiştir. Hazineye ait tapu kaydının kurulduğu tarihten önce taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de hazine tapu kaydının dayanağı belirtmelik tutanağında taşınmazın 1962 yılı itibariyle kimsenin kullanımında olmadığı yazılı olduğu gibi taşınmazın o tarihte etrafındaki meranın parçası niteliğinde olduğu da anlaşılmaktadır. Bu maddi olgunun aksini içeren bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Esasen taşınmazın öncesinin mera olduğu da anlaşılmaktadır. Bu gibi taşınmazların dahi zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Mahkemece bu yönler göz önünde tutularak davanın reddine taşınmazın hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile,
3- Dava ve temyiz konusu 6660 parsel sayılı taşınmazın 963 tarihli hazine tapu kaydının oluştuğu tarihten önce davacı tarafın kullanımında olduğu ve taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de hazine tapu kaydının dayanağı olan belirtmelik tutanağında taşınmazın Mehmet ... adındaki kişinin kullanımında olduğu yazılıdır. Davacı taşınmazın hazine tapu kaydının oluştuğu tarihte bu yere zilyet olan Mehmet ... kendisine mirasçılık ya da sözleşme nedeniyle intikal ettiğini ileri sürmemiş ve kanıtlayamamıştır. Mahkemece dinlenen bilirkişi ve tanıkların taşınmazın o tarihte Mehmet ... zilyet olmadığına davacının miras bırakının zilyet olduğuna ilişkin sözleri belirtmelik tutanağını aksinin kabulü için yeterli değildir. Mahkemece bu yönler gözönünde tutularak belirtilen taşınmaz hakkında davanın dahi reddine ve taşınmazın hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz,
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.7.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ: Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerin temyize konu taşınmazlardan 6660 sayılı parsel üzerinde davacı yararına hazine adına tapu kaydının oluşturulduğu günden önce 3402 sayılı Kadastro Kanunun 46. ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabulüne elverişli bulunmadığı gerekçe gösterilerek oluşturulan hüküm sayın çoğunlukça bozulmuş ise de, bozma kararına katılmam mümkün değildir. 4753 sayılı Kanuna göre hazine adına oluşturulan tapu kayıtlarının oluştuğu dönemden önce 3402 sayılı Kadastro Kanunun 46. ve 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların zilyet yararına gerçekleşmesi halinde taşınmazın zilyet adına tesciline karar verilmesi anılan Yasa gereğidir. Davacı hazine adına tapu kaydının oluştuğu dönemden önceki dönemde 20 yılı aşkın süreyle taşınmazda zilyet olduğunu toplanan delillerle kanıtlamıştır. Hazine adına oluşturulan tapu kaydının dayanağı belgelerde davacı ile şagil yada miras bırakanlarının isimlerinin geçmemesi, diğer anlatımla belirtmelik tutanağında şagil olarak ismi geçen kişiler ile davacı arasında miras yada akti ilişkinin bulunmaması zilyetlikle taşınmaz edinmenin önkoşulu değildir. Bu nedenle toplanan zilyetlik delillerine değer verilmemesini gerektirmez. Aksine toplanan zilyetlik delillerinin değerlen dirilmesi gerekir. Dairenin kurulduğundan beri yerleşmiş uygulaması bu şekildedir. Şagil ile dava açan zilyet arasında miras yada akti ilişkinin araştırılması ve bu yönün kanıtlanması zorunlu değildir. Mahkemece toplanan delillere göre adına tescile karar verilen davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği belirlenmiştir. Bu nedenlerle temyize konu parsel hakkındaki hükmünde onanması düşüncesinde olduğumuzdan çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy