(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Abdülkadir mirasçılarından Ekrem, Enver, Kutbettin ve İsmail tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1575 parsel sayılı 1150 m2, 1576 parsel sayılı 20000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı Abdülkadir adına, 1577 parsel sayılı 68000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 1576 parsel sayılı taşınmazın 20 dönüm fazlası olarak hazine adına tespit edilmiştir. Abdülkadirın kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı itirazı komisyonca kabul edilerek 1577 parsel sayılı taşınmaz da Abdülkadir adına tespitine karar verilmiştir. Davacı Abdülkadirın davalı Ahmet aleyhine kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak tespit öncesi açtığı ve Mustafanın tapu kaydına dayanarak katıldığı Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan elatmanın önlenmesi davası kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davacının davasının reddine, katılanın davasının kabulüne dava konusu 1575, 1576,1577 parsel sayılı taşınmazların 1/2 payının katılan davacı Mustafa ve ½ payının dava dışı Remzi adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Abdülkadir mirasçılarından Ekrem, Enver, Kutbettin ve İsmail tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların taraflardan Mustafa'nın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek ve tapu kaydına değer verilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de, söz konusu tapu kaydının kapsamı Kadastro Mahkemesinin 29.12.999 gün ve 986/433 esas 999/14 karar sayılı kararı ile sonuçlanın dava sonucunda belirlenmiş; söz konusu tapu kaydının dosyada bulunan ve Veysi tarafından düzenlenen haritada gösterildiği üzere dava dışı 414 sayılı parselin 96 000 m2 yüzölçümündeki A harfi ile gösterilen kesimini kapsadığı ve yüzölçümü ile geçerli olan tapu kaydının kapsamının belirtilen taşınmaz kesiminden ibaret olduğu kayıt maliklerinin belgesiz zilyetlik yolu ile iktisap edebilecekleri alanında aynı keşif haritasında B harfi ile gösterilen 159970 m2 yüzölçümündeki 414 sayılı parselin bir parçasından ibaret bulunduğu geri kalan taşınmazları zilyetlikle kazanmalarının da mümkün bulunmadığı, hükme bağlanmıştır. Bu dava kayıt kapsamının belirlenmesi yönünden, taraf olan kayıt maliklerini de bağlayacak ve kesin hüküm oluşturacak niteliktedir. Bu durum karşısında çekişmeli taşınmazların hükme dayanak yapılan Mustafa ve paydaşının tutunduğu tapu kaydının kapsamında olduğu kabul edilemez. Öte yandan dava ve temyiz konusu 1577 sayılı parsel hakkında hazine ile Abdulkadir arasında belirtilen taşınmazın Abdulkadir tarafından zilyetlikle iktisap edildiğine ilişkin Adilcevaz Kadastro mahkemesinin 18.12.995 gün ve 990/17-367 sayılı kesinleşen kararı ile sonuçlanan dava dosyası bulunmaktadır. Hal böyle olunca taraflardan Mustafanın tapu kaydı kapsamında olduğunun kabulü mümkün bulunmayan dava konusu 1577 sayılı parselin sonradan ölen Abdulkadir mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir. Diğer yandan dava ve temyiz konusu 1575 ve 1576 sayılı parsellerin bulunduğu kesimle ilgili olarak taraflardan Ahmet Can ve paydaşlarınca tescil isteği ile dava açıldığı, O bu davaya Abdulkadirin davanın reddini isteyerek katıldığı, yapılan yargılama sonunda Ahmet ve paydaşlarının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil davalarının reddine karar verildiği, bu kararında yargı denetiminden geçerek kesinleştiği, o dava sırasında Ahmet ve müştereklerinin dava konusu ettikleri taşınmaz kesimlerinin A= 5110 m2, B= 1450 m2, C= 6750 m2 olarak gösterildiği, bir kısım bilirkişi ve tanıkların belirtilen taşınmaz kesimlerinin Abdulkadirın kullanımında olduğu açıkladıkları; Söz konusu haritada açıklanan taşınmaz kesimleri arasında kimsenin kullanımında olmayan taşlık arazinin de bulunduğu belirtilmiştir. Sözü edilen dava sonunda verilen karar bu dava çerçevesinde kesin hüküm oluşturacak nitelikte olmasa da taşınmazların tarım arazisi olarak kullanılan kesimlerinin belirlenmesi yönünde güçlü delil oluşturmaktadır. O halde dava ve temyiz konusu 1575 ve 1576 sayılı parsellerin kadastro haritaları ile 983/52 esas sayılı Asliye Hukuk Mahkemesine ait dava dosyası içinde bulunan keşif haritalarının ölçekleri denkleştirilmek sureti ile çakıştırılması tescil davası sırasında zilyet olunan taşınmazların çekişmeli taşınmazların hangi bölümleri olduğunun belirlenmesi, 983/52 esas sayılı davanın görülmesinden sonra işgal edilen alanların saptanması, sonradan işgal edilen taşınmaz kesimlerinin tespit gününe kadar zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığının dikkate alınması, aktarılan davanın varlığı da dikkate alınarak 983/52 esas sayılı davanın yargılaması sırasında zilyet olunan ve 1575 ve 1576 sayılı kadastro parsellerinin içinde kalan taşınmaz kesimleri üzerinde Abdulkadir ve mirasçıları yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda bilirkişi, tanık anlatımları arasındaki aykırılıkların giderilmesi, taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı sonucuna varıldığı takdirde aktarılan davanın varlığı sebebi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30. maddesi hükmü çerçevesinde taşınmazların kimin adına tescil edileceğinin saptanarak buna göre tescile karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece bu yönler dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü hükmün BOZULMASINA, 5.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy