(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İdris B. tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 183 ada 59 parsel sayılı 10002.29 m2 yüzölçümündeki taşınmaz pay satın almaya, pay bağışına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ve payları da gösterilmek suretiyle İdris Boran, Gülsüm A. ve Zeynep A. adına tespit edilmiştir. Davacı İsmail Ç. taşınmazdan 5 dönümlük kesimini satın aldığını, zilyet olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, davalı İdris B. adına tespit edilen 2/4 payın iptali ile bu payın davacı İsmail Ç. adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı İdris B. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tespit maliki davalı İdris B'nın payına yöneliktir. Mahkemece tespit gününde davalı İdris B'nın taşınmazdaki payı üzerinde adına tescile karar verilen davacı yararına 3402 sayılı kanunun 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş isede yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın 1/2 payının Bayram'a 1/2 payının da Resul'e ait olduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Esasen bu yönde taraflar arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Uyuşmazlık taşınmazdaki 1/2 payın Bayram tarafından davalı İdris'e mi yoksa davacı İsmail'e mi satıldığı yönünde toplanmıştır. Mahkemece taşınmazın 1/2 payının davacı İsmail Çekinmez'e satıldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Davalı İdris Boran 18.1.1962 günlü senede, davacı taraf ise 21.4.1968 günlü senede dayanmıştır. Mahkemece davalının tutunduğu senedin doğrulanmadığı davacının tutunduğu senedin yöntemine uygun olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki, davalı tarafın tutunduğu senedin usule uygun olup olmadığı yönündeki araştırma yetersiz olduğu gibi hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağında saptanan hukuksal olgu çelişmiştir. Mahkemece tutanak bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek bu aykırılık üzerinde gereği gibi durulmamıştır. Kaldı ki, davalının dayandığı 18.1.1962 günlü senet tanıklarından bir bölümü dinlendiği halde diğerleri dinlenilmemiş nedenleri de hüküm yerinde tartışılmamıştır. Öte yandan dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı, bu bakımdan menkul hükmünde olduğu mülkiyetin zilyetliğin devir ve teslimi ile geçeceği dikkate alındığında yapılan zilyetlik araştırması da yetersizdir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için 18.1.1962 günlü senet üzerindeki pulların senedin düzenlediği tarihte tedavülde olup olmadığı merciinden sorulup saptanmalı, gerektiğinde senet aslı da ibraz ettirilmeli, bundan sonra dava konusu taşınmaz başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişileri, davalının tutunduğu 18.1.1962 günlü senette dinlenmeyen senet tanıkları 1/2 pay maliki davalının satıcısı Bayram da hazır olduğu halde keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki aykırılık giderilmeli, dinlenmeyen senet tanıkları taşınmaz başında dinlenilmeli, satıcı Bayram sağ ise uyuşmazlığın niteliğine göre kendisinden taşınmazdaki payını kime sattığı sorulup saptanmalı taşınmazın üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, dava konu payın davacı İsmail Ç'e mi yoksa davalı İdris B'a satıldığı duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliler birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şeklide hüküm kurulması isabetsiz davalı İdris'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy