(3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Mustafa G tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 344 ada 22 parsel sayılı 722,54 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak Mustafa G adına tespit edilmiştir. Davacılar Gülistan K ve arkadaşları miras bırakanlarından gelen tapu kaydına dayanarak taşınmazın Hacı Abdullah mirasçıları adına payları oranında tescili için dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne çekişmeli parselin Mustafa G adına yapılan tespitinin iptali ile Hacı Abdullah G mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Mustafa G tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kadastro tespit gününde davacılar yararına 3402 sayılı kadastro kanunun 13.maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Taraflar ayrı ayrı tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi düşüncesi gerekçesiz, uzman bilirkişi Murat Güloz tarafından düzenlenen 17.10.2001 günlü harita ve raporda tutunulan tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri haritada gösterilmediğinden yetersizdir. Böylesine yetersiz araştırma ile hüküm kurulamaz. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tarafların tutundukları tapu kayıtlarının yerine yöntemine uygun şekilde uygulanması gerekir. Davacılar Şubat 1293 tarih 182 sayılı sicilden gelen 25.3.1948 tarih 6 sayılı tapu kaydına, davalılar ise Mart 1933 tarih 8 sayılı sicilden gelen 2.8.1978 tarih 2 sayılı tapu kaydına dayanmışlardır. Ne varki davacı tapusu ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmemiş, eski Türkçe olduğu karşılık yazıda da belirtilmiştir. O halde davacılar ile davalıların tutunduğu tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, özellikle davalının tutunduğu tapu kaydının dava dışı 22 ve 25 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü göz önüne alınarak bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı onaylı birleşik harita kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi aracılığı ile tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif ve uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle dayanılan tapu kayıtları yerine gereği gibi uygulanmalı, bilinmeyen sınırlar hakkında tarafların göstereceği tanıklar dinlenilmeli, uzman bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri haritasında işaret ettirilmeli, tapu kayıtlarının kapsamı belirlenirken revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar gözönünde tutulmalı, böylece dava konusu taşınmazın taraflardan hangisinin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı duraksamasız belirlenmeli, dava konusu taşınmaz davacıların yada davalıların tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı takdirde kayıt maliki ölmüş ise mirasçıları adına taşınmazın tesciline karar verileceği düşünülmeli, tapu kayıtlarının içi içe girmesi halinde önceki günlü doğru temele dayanan hukuksal değerini yitirmeyen kayda değer verileceği göz önüne alınmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan kesim yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy