(3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Mustafa Emir mirasçıları tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararına göre taşınmazlarda Ali Şimşek ve Mustafa Emir'in yarı yarıya paydaş olduğu 28.4.1990 tarihli taksim ve satış anlaşması düzenleşmiş olduğu sabit olduğuna göre ilgili idareden imar yasalarına göre yapılan sözleşmede öngörülen paylaşmanın mümkün olup olmadığı sorulması gerektiği sakınca bulunmaması halinde sözleşme krokisinde gösterildiği şekilde tescile karar verilmesi paylaşmanın mümkün olmaması durumunda paylı olarak tescile karar verilmesi gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucunda davacı Mustafa Tığlı'nın davasının kabulüne davacı Mustafa Emir'in davasının kısmen kabulü ile 107 ada 1, 108 ada 1, 118 ada 1 109 ada 2, 110 ada 1 nolu parsellerin tespitinin iptali ile teknik bilirkişi İsmail Kasap'ın raporuna ekli krokide (a) harfi ile gösterilen 9000 m2 lik yer ile (b) harfi ile gösterilen 9000 m2 lik yerlerin 108 ada 1 nolu parselden ifrazına aynı adanın son parsel numaraları verilerek (a) harfi ile gösterilen yerine Mustafa Tığlı (b) harfi ile gösterilen yerin Ali Şimşek adına tapuya tesciline 107 ada 1, 118 ada 1, 109 ada 2, 110 ada 1 ve 108 ada 1 parselin 108 ada 1 parselin 30810,09 m2 olarak tamamı 64 pay kabul edilerek 32 pay Ali Şimşek adına 32 payda Mustafa Emir mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Mustafa Emir mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda bilirkişi İsmail Kasap'ın 27.12.2001 tarihli raporu ve haritası gözönünde tutularak hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç bozma ilamının içeriğine ve dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Her ne kadar dava konusu taşınmazlarda Mustafa Emir ile Ali Şimşek yarı yarıya paydaş iken Mustafa Emir kendisine ait yarı payın toplam 9000 m2'sini Mustafa Tığlı'ya satmış, İsmail Kasap'ta düzenlediği raporda ve haritasında bu satışı da gözönünde tutarak taşınmazın toplam yüzölçümünün yarısını Ali Şimşek'e diğer yarısını Mustafa Emir ve Mustafa Tığlı payına karşılık gösterilmiş mahkemede bu doğrultuda karar vermiş ise de Ali Şimşek'in 10 Mayıs 1984 tarihinde Avukat Ayhan Yüzbaşıoğlu'na genel vekaletname verdiği Ali Şimşek ve Mustafa Emir arasında görülen elatmanın önlenmesi davasından sonra Mustafa Emir, Ali Şimşek ve vekili Ayhan Yüzbaşıoğlu ile Mustafa Tığlı'nın bir araya gelerek kadastro girmeden önce taşınmazları paylaştırdıkları bu amaçla 28.4.1990 tarihli harita ve paylaşma sözleşmesi düzenledikleri ancak imza sırasında Ali Şimşek'in toplantıyı terk ederek gittiği imzaya katılmadığı ancak genel vekaletnameye dayanarak vekili Av. Ayhan Yüzbaşıoğlu'nun bu sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmıştır. Bu sözleşme ile taşınmaz yarı yarıya paylaştırılmamış aksine Mustafa Emir ve Mustafa Tığlı paylarına yarıdan çok fazla pay bırakılmıştır. Tapu kayıtlarında tarafların payları eşit ise de tarafların rızası ile ve Ali Şimşek'in vekili tarafından düzenlenen taksim anlaşmasında bu eşitlik bozulmuş ve bu paylaşmanın geçerli olduğu kabul edilmiş olmasına göre bu aşamadan sonra tapu kaydındaki eşit olan paylara değer verilmesi mümkün değildir. Mahkemenin 8.12.1998 tarihli kararında vekaletnamede taksim ve anlaşma yapmak konusunda Av. Ayhan Yüzbaşıoğlu'na yetki verilmediği bu nedenle taksim anlaşması ve krokisine değer verilemeyeceği belirtilmiş ise de dairemizin 23.12.1999 tarihli bozma ilamında Avukatın vekaletnamesinin genel nitelikte olduğu bu nedenle müvekkili namına hareket edebileceği ve sözleşmenin geçerli olduğu belirtilerek sözleşmeye değer verilmesi ve imar yasalarına göre sözleşmede öngörülen paylaşmanın mümkün olması halinde buna göre ifraz yapılması aksi takdirde paylı olarak tescile karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmakla temyiz edenler yararına usulü kazanılmış hak gerçekleşmiştir. Nitekim mahkemece bilirkişi tayin edilen Hanifi Gönültaş'a bu anlaşmaya uygun olarak taksim yapılıp yapılmayacağı sorulmuş bilirkişi Hanifi Gönültaş 17.7.2001 tarihli raporunda 28.4.1990 tarihli sözleşmeye göre raporunu düzenlemiş ve düzenlediği harita ve rapor Bayırdırlık ve İskan Müdürlüğüne gönderilmiş Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün karşılık yazıları ile bilirkişinin öngördüğü şekilde ifraz yapılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Buna rağmen mahkemece bu kez yeniden bilirkişi seçilmiş ve İsmail Kasap 28.4.1990 tarihli taksim ve satış anlaşmasına ve krokisine aykırı bir rapor düzenlemiştir. Yukarıda açıklandığı gibi bozma ilamı ile kesinleşen hususlara aykırı olarak düzenlenen İsmail Kasap tarafından verilen rapora değer verilmesi mümkün değildir. Mahkemece bozma ilamına uygun olarak düzenlenen ve Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce uygun görülen Hanifi Gönültaş'ın 17.7.2001 tarihli rapor ve haritasına değer verilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy