(3402 S. K. m. 14, 16) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 406 ada 6 parsel sayılı 1336.35 m2 yüzölçümündeki taşınmaz meradan açılmak suretiyle tarla haline getirildiğinden söz edilerek mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı Seher Yılmaz miras yolu ile gelen hakka paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı Seher Yılmaz adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Dava konusu taşınmazın çevresini oluşturan 4, 5, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların da 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmü gereğince mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği kişiler tarafından tespitlere karşı zilyetliğe dayalı davaların açıldığı ve derdest olduğu getirtilen dava dosyaları ile belirlenmiştir. Kural olarak açılan davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında irtibatın varlığının kabulü gerekir. Bu durumda usulün 45. maddesi hükmü gereğince dava dosyalarının birleştirilmesi sağlıklı sonuca varmanın temel koşuludur. O halde iş bu dava dosyası ile dava dışı 4, 5, 7, 8 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili dava dosyaları birleştirilmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazın yöntemine uygun şekilde yapılacak bir araştırma ve soruşturma ile mera olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Kural olarak mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanıla geldiğinin anlaşılmasına bağlıdır. O halde dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisinin yapılıp yapılmadığı Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, mera tahsisi yapılmış ise tahsis haritası ve eki belgeler getirtilmeli, bundan sonra dava sonucunda yararı olmayan komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi aynı yöntemle gösterilecek tanıklar ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde taşınmazlar başında keşif yapılmalı, mera tahsis haritası ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenerek yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle her iki harita çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, uygulamada tahsis haritası ile kadastro paftasındaki haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz Üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, mera tahsisi yapılmamış ise dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel bir biçimde kullanılan yerlerden olup olmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, taşınmazın çevresini oluşturan komşu taşınmazında mera olduğu arada doğal ya da yapay nitelikte ayırıcı bir unsur olarak başka bir sınır yerinin bulunmadığı dikkate alınmalı, gerektiğinde uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye elverecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy