(3402 S. K. m. 14)
Dava: Kadastro sırasında 149 ada 20 parsel sayılı 19950 m2 yüzölçümündeki taşınmaz aynı ada 5 ve 18 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan tapu kaydı yüzölçümü fazlası olarak beyanlar hanesinde de Ali'nin işgalinde olduğu gösterilmek suretiyle davalı hazine adına tebit edilmiştir. Davacı Ali tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı Ali Avcı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Mahkemece dava dışı 5 ve 18 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kaydının miktar fazlasından oluşan dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu 20 parsel sayılı taşınmazın doğu sınırını oluşturan 32 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmak sureti ile tespit edildiği, dava dışı 5 parsel sayılı taşınmazın güney sınırını, 18 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırını oluşturan taşınmaz kesiminin bayır olduğu uzman bilirkişi haritasında gösterilmiştir. Hal böyle olunca tutunulan tapu kaydının nizalı taşınmazı kapsaması olanaksızdır. Her ne kadar davacının tutunduğu tapu kaydında mera sınır tarif edilmemiş ise de, dava dışı ve çekişmeli taşınmazın sınırında eylemli biçimde mera bulunmaktadır. Öyle ise mahkemece dava konusu taşınmazın öncesinin kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yöntemine uygun şekilde araştırılmalıdır. Kural olarak mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisinin yapılmış olması yada taşınmazının öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılageldiğinin anlaşılmasına bağlıdır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılıp yapılmadığı, Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulmuş, 11.11.998 tarih 1708 sayılı yazıda mera tahsisinin yapıldığı tarafların başvurusunda bilgi verileceği; 23.12, 1998 tarih 1708 sayılı yazıda ise tahsisli meranın bulunmadığı açıklanmıştır. Her iki yazı birbiri ile çeliştiği halde mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamıştır. Kaldıkı bir bölgede mera tahsisinin yapılıp yapılmadığı taşınmazın bulunduğu yerin köy hizmetleri il müdürlüğünden sorulur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yetkili idari merciler tarafından mera tahsisinin yapılıp yapılmadığı Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, yapılmış ise mera tahsis haritası ve eki belgeler getirtilmeli bundan sonra dava sonucunda yararı olmayan komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemde göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, mera tahsisi yapılmış ise tahsis haritası ve eki belgeleri yerine uygulanmalı, taşınmazın mera tahsisi haritasının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, mera tahsisi yapılmamış ise dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanıla gelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı,bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tutanak ve dayanağı belgelerden yararlanılarak denetlenmeli, özellikle dava konusu 20 parsel sayılı taşınmazın doğu sınırını oluşturan 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine dayanak yapılan tapu kayıtlarının nizalı parsel yönünden mera olarak sınır okuduğu göz önünde tutulmalı, sınırdaki eylemli durumun bu kayıtlarla doğrulandığı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri eylemli duruma uygun düşmedikçe eylemli duruma değer verileceği dikkate alınmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde haritalı rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 9.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy