(6831 S.K. m. 2/B) (3402 S. K. m. 18, 19, 20, 21)
Taraflar arasında kadastro tedpitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro yenileme çalışmaları sırasında 260 ada 9 parsel sayılı taşınmaz 1361.10 m2 yüzölçümüyle tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın eski 1518 parsel numarasıyla 1000m2 yüzölçümü ile tapuda kayıtlı olduğunu 361.10 m2 miktar fazlalığının taşınmaza komşu; devletin hüküm ve tasarrufu
altında bulunan yerlerden kazanıldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi davalı Ayten adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın daha önce 1983 yılında kadastro tespitinin yapıldığı ölçü ve kroki düzenlenmesinde hatalar bulunduğu belirtilerek 2859 sayılı Yasa uyarınca bölgede yenileme çalışmalarının yapıldığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Kural olarak bu nitelikteki çalışmalarda taşınmazın geometrik durumu ve hak sahibinde değişiklik yapılmasına olanak yoktur. Ne varki, yasayla ölçü ve kroki düzenlenmesindeki hataların bu çalışmalarla giderilmesi sağlıklı biçimde kadastro paftalarının oluşturulması amaçlanmıştır, ilk tespitte dava konusu taşınmazın yüzölçümünün 1000 m2 olduğu, yenileme çalışmaları sırasında yüzölçümünün 1361.10 m2 olduğu saptanmıştır. Mahkemece dava ve temyiz konusu kesimin ölçü ve kroki düzenlemesindeki hata olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırmasının yapıldığı, kesinleştiği, daha sonra 6831 sayılı Yasanın 2896, 3302 ve 3303 sayılı Yasaların değişik 2/B maddesi hükmünce orman sınırlarında değişiklik yapıldığı saptanmıştır. Uyuşmazlık orman sınırlandırma haritası ve orman sınırları dışına çıkarılma işlemleri ile ilgili haritaların yerine uygulanması yoluyla çözümleneceği kuşkusuzdur. Kural olarak orman sınırlandırma harita ve tutanaklarının yerine uygulamaya orman yüksek mühendisi, orman mühendisi, bunlar bulunmadığı takdirde orman teknik elemanları yetkilidir. Tapu Fen memuru ve kadastro fen kontrol memurlarının orman tahdit harita ve eki mazbataları uygulamaya yetkileri bulunmamaktadır. Öte yandan orman sınırlandırma ve orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili harita ve belgelerin yerine sağlıklı biçimde uygulanmamıştır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ilk kez yapılan orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili harita ve eki belgeler getirtilmeli, hangi günde kesinleştikleri saptanmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman orman yüksek mühendisi yada orman mühendisi bulunamadığı takdirde orman teknik elemanları aracılığı ile taşınmaz başında keşif yapılmalı, taşınmazın 1983 yılında düzenlenen kadastro paftası ile yenileme çalışmalarında düzenlenen kadastro paftası orman sınırlandırma haritası ve orman sınırları dışına çıkarma işlemleri ile ilgili haritaların ölçekleri eşitlenmen, bundan sonra haritalar yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle çakıştırılmak suretiyle eki belgelerle birlikte yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, gerçekten taşınmazın 1983 yılında yapılan kadastrosu sonucunda düzenlenen haritasında teknik açıdan ölçü hatası ve düzenlenen haritanın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belirlenmeli, dava ve temyize konu bölümün 6831 sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu saptandığı takdirde bu bölümün hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18. maddesinin uygulanacağı gözönünde tutulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma, uygulama yapılmaksızın dosya içeriğine uygun olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 3.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
YKD Mayıs 2003
Full & Egal Universal Law Academy