(1086 S. K. m. 91, 95, 237) (3402 S. K. m. 1, 36)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay tarafından incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1359 parsel sayılı 1518,48 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satın alma yoluyla Sabri zilyetliğinde olduğu belirtilerek ve orman kadastro komisyonunca 1982 yılında orman dışına çıkarıldığından söz edilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar Nur, Şerife, Esma Mualla ve Nedret vekili eski tapu kayıtlarına ve miras hakkına dayanarak, Sabri kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ve Hazine zilyetlik şerhinin iptali istemiyle ayrı ayrı dava açmışlar, davalar birleştirilmiştir. Mahkemece davacı Sabri davasının feragat nedeni ile reddine, davacı Hazine ile diğer davacılar Şerife ve arkadaşlarının davalarının reddine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1. Davacılardan Sabri yargılama sırasında 2.2.2002 günlü oturumda dava konusu 1359 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak açtığı davadan kayıtsız koşulsuz feragat ettiğini açıklamış ve bu beyanı usulün 151 maddesi uyarınca imzasıyla belgelendirmiştir. Feragatten dönmeyi haklı gösterecek herhangi bir hukuksal neden öne sürülmemiştir. Kural olarak feragat kabul gibi irade beyanları yöntemine uygun şeklide belgelendirilmiş olmak koşuluyla koşulları usulün 237. maddesi hükmünde düzenlenen biçimde kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurur. Yöntemine uygun şekilde yapılan feragatle dava kendiliğinden son bulur. Feragat, akdi ve irsi halefleri bağlar. Açıklanan nedenlerle Sabri mirasçılarının temyiz itirazlarının reddi ile aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 2.430.000.- TL harcın Sabri ve mirasçılarından alınmasına,
2. Davalı Hazinenin temyizine gelince: Dava konusu 1359 parsel sayılı taşınmaz tutanağında yazılı neden göz önünde tutularak davalı Sabri adına tespit edilmiştir.
Tutanak içeriğinde Sabri'nin taşınmazda zilyet olduğu belirtilmiş ise de 2924 Sayılı Yasa uyarınca kütüğün beyanlar hanesinde Sabri'nin zilyet olduğu yolunda herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hal böyle olunca Hazinenin açtığı davanın da konusu bulunmamaktadır. Mahkemece Hazinenin açtığı davanın konusu bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken Hazine aleyhinde kesin hüküm oluşacak biçimde davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de yanılgının düzeltilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm fıkrasının bir numaralı bendinin ikinci satırına "davacı Hazinenin açtığı davanın konusu bulunmadığından reddine" sözlerinin yazılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA,
3. Davacılar Şerife ve arkadaşlarının temyizine gelince: Davacılar eski tapu kayıtlarına, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece sözü edilen davacıların birden fazla tapu kayıtlarına dayandıkları, dayandıkları tapu kayıtlarının tarih ve sayısını açıklamadıkları ve öte yandan keşif giderlerini de yatırmadıkları gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. 3402 sayılı K. K.'nun 36. maddesi hükmünün gerekçe yapılabilmesi için öncelikle dava dosyasının keşfe hazır hale gelmesi gerekir. Dava dosyası keşfe hazır hale getirilmemiştir. Davacılar birden fazla, 67 adet tapu kaydına dayanmışlardır. Kuşkusuz 67 adet tapu kaydına dayanılması doğru değildir. Mahkemece adı geçen davacıların hangi kayda dayandıklarını açıklamaları gerektiği yolundaki gerekçede isabetsizlik yoksa da sözü edilen davacıların hangi tapu kayıtlarına dayandıkları sorulduğunda kayıt örneklerinin getirtilmesi halinde veraset belgesi alacaklarını, buna göre hangi kayda dayandıklarını açıklayacaklarını bildirmişlerdir. O halde davacıların dayandığı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kaydına dayanan davacılara hangi kayda dayanacakları açıklattırılmalı, genel mahkemeden veraset ilamı almanın zorunlu olmadığı, kadastro hakiminin bu dava ile sınırlı olarak veraset uyuşmazlıklarını çözümleyeceği göz önüne alınmalı, gelen tapu kayıtlarındaki maliklerin vefat ettiklerinin belirlenmesi halinde mirasçılarını gösterir nüfus aile kayıt örnekleri getirtilmeli, davacıların dayandığı tapu kayıtlarındaki malik ile akdi yada irsi ilişkileri belirlenmeli, dava konusu taşınmaza sınırda komşu tüm taşınmazları birlikte gösterecek birleşik harita kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, orman idaresine yazılacak bir müzekkere ile dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosunun ilk kez hangi günde yapıldığı 6831 Sayılı Yasanın 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Kanunlarla değişik 2/B maddesi gereğince orman sınırlarında değişiklik yapılıp yapılmadığı sorulup saptanmalı, yapılmış ise bununla ilgili kayıt ve belgeler eki harita orman idaresinden getirtilmeli, öte yandan dayanılan kayıt ve belgenin tapu kaydı niteliğinde olmadığı, yoklama kaydı niteliğinde ve onaysız olduğu belirlendiği takdirde tapu kaydı niteliğinde olmadığı göz önünde tutulmalı, yoklama kaydının intikal görmesi halinde bu kaydın tapu kaydı niteliğinde olacağı düşünülmeli, dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka parsellere revizyon görüp görmediği kadastro müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden sorulup saptanarak dosya bu yolla keşfe hazır hale getirilmelidir. Dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle ormancı bilirkişi ile yerel bilirkişinin birlikte çalışması sağlanmalı, bölgede orman sınırlandırılması yapılmış ve daha sonra 6831 sayılı Orman Kanunu değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırlarında değişiklik yapılmış ise bununla ilgili kayıt ve belgeler ve dayanakları haritaların ölçekleri kadastro paftasının ölçeği ile eşitlenmeli, arz üzerindeki doğal ve yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılarak haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, bu yolla taşınmazın bölgede ilk kez yapılan orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında iken 6831 sayılı Orman Kanununun değişik 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, dava konusu. taşınmaz orman tahdit haritasının kapsamında yada 6831 sayılı Orman Kanununun değişik 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde bu hukuksal olguya göre davacıların dayandığı tapu kayıtlarının oluşma nedeni ve nitelikleri dikkate alınarak hukuksal bir değer taşıyıp taşımayacağı araştırılmalı, kural olarak ormanlar için oluşturulan tapu kayıtlarının ayrık haller dışında hukuksal bir değer taşımayacağı göz önünde tutulmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırılması yapılmamış ise orman yönünden yapılacak araştırmanın 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı düşünülmeli, yapılan araştırma ve soruşturmada dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı sonucuna varıldığı takdirde davacıların dayandıkları tapu kayıtları uzman bilirkişi, fen memuru aracılığı, yerel bilirkişi yardımı ile yerine uygulanmalı, dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmeli, bilinmeyen sınır yerleri var ise taraflara tanık dinletme olanağı verilmeli, dava konusu taşınmazın davacıların dayandığı hangi tapu kaydı kapsamında kaldığı saptanılmalı, da yanılan kaydın hukuksal değerini yitirip yitirmediği incelenmeli, dayanan tarafla akdi yada irsi ilişkisi az yukarıda belirtilen biçimde kesinlikle belirlenmeli, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı takdirde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, zilyetliğin başlangıç günü, senesi ve sürdürülüş biçimi hakkında bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalıdır. Tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak dinlenen bilirkişi ve tanık anlatımları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanağı kayıtlarla bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de davalar reddedildiğine göre kadastro hakiminin infazı mümkün doğru şekilde sicil oluşturması zorunlu olduğu halde taşınmazın kimin ya da kimlerin adına tescil edildiği yolunda hüküm yerinde olumlu yada olumsuz bir karar vermemiş olması dahi isabetsiz,
Sonuç: Davacılardan Şerife ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy