(6100 S. K. m. 266)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen kararın incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü;
Karar: Kadastro sırasında 390 ada 32 parsel sayılı 2166 m2 yüzölçümündeki taşınmaz pay tapu kayıtlarına ve zilyetliğe dayanılarak Z. Y. ve M. Ş. Ş. adlarına tespit edilmiştir. Kadastro Mahkemesince hazine davası kısmen kabul edilerek 23.7.1991 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 770,25 m2 lik kısmın 32 parsel numarasıyla M. Ş. Ş. ve Z. Y. adlarına (B) harfi ile gösterilen 1395,75 m2 lik hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm Yargıtay'ca onanarak kesinleşmiştir. Hazine adına tescile karar verilen kısım 390 ada 145 parsel numarasıyla tapuya tescil edilmiş daha sonra ifrazen 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153 parsellere ve kısmen yola gitmiştir. Davacılar F. B., M. B. Ş., Z. Ş., S. Ö., N. D., E. A. ve Z. Y. eski tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne 390 ada 147, 148, 149, 150, 151, 152 parsel sayılı taşınmazların tapularının iptali ile 3/8 pay Z. Y. ve 5/8 pay M. Ş. Ş.'in veraset ilamına göre mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Mahkemece dava ve temyiz konusu 390 ada 147, 148, 149, 150, 151 ve 152 parsel sayılı taşınmazların davacı tarafın tutunduğu Kevvel 1298 tarih 35 sayılı sicilden gelen 29.3.1972 tarih 132 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava ve temyiz konusu 147 ila 152 parsel sayılı taşınmazların daha önce kadastro tespiti sırasında 32 parsel sayılı taşınmaz olarak tespit edilen ve uzman bilirkişi N. A. tarafından düzenlenen 23.7.1991 günlü haritada (B) harfi ile işaretli 1395.75m2 yüzölçümündeki hazine adına tescile karar verilen davacıların temyizi üzerine aleyhlerindeki hükmün onanarak kesinleşen bölümle ilgili yer olduğu toplanıp değerlendirilen ve dosya içeriği ile belirlenmiştir. Kuşkusuz 32 parsel sayılı taşınmazın tespitine Mayıs 1315 tarih 1 sayılı sicilden gelen 29.3.1972 tarih 133 sayılı tapu kaydı esas alınmıştır. Genel mahkemede açılan bu davada davacılar başka bir tapu kaydına dayanmışlardır. Dayanılan hukuksal nedenin farklı olması nedeniyle yanlar arasında koşulları usulün 237. maddesinde belirlenen biçimde kesin hükmün varlığından söz edilmesine olanak yoktur. Evvelce hazine adına tesciline karar verilen haritasında (B) harfi ile işaretli 1395.75m2'lik kesinleşen ilamın güçlü delil niteliğinde olduğu da tartışmasızdır. Hukuksal olgular bu şekilde göz önüne alındığında mahkemece yapılacak iş bu davada davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamını sağlıklı biçimde belirlenmesinden ibarettir. Tapu kaydı uygulaması yetersiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada keşif izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden harita ve raporda gerekçesizdir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle tapu kaydı yerine uygulanmalı, bilinmeyen sınırlar hakkında taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, kaydın kapsamı bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bu belirleme yapılırken davacıların bu davada dayandıkları K.evvel 1298 tarih 35 sayılı sicilden gelen 29.3.1972 tarih 132 sayılı tapu kaydı ile kadastro tespiti sırasında 32 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören daha açık bir anlatımla tespite esas alınan mayıs 1315 tarih 1 sayılı sicilden gelen 29.3.1972 tarih 133 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazlara güneyde komşu 65 sayılı taşınmaza revizyon gördüğü dikkate alınması zorunludur. Kural olarak bir kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için revizyon gördüğü dava dışı parsellerin de uygulamada göz önüne alınması gerekir. Öte yandan davacı tarafın dayandığı K.evvel 1298 tarih 35 sayılı sicilden gelen Haziran 955 tarih 15 sayılı tapu kaydı mesaha teyzidi davasına konu olmuş ve yüzölçümünün 4359m2 'ya arttırıldığı ve bu sicilin gitti kaydının da 29.3.1972 tarih 132 sayılı tapu kaydı olduğu belirlenmiştir. Mesaha tezyidi davasında hazine taraf olmadığından onu bağlamayacağı tartışmasızdır. Bu ilamında dayanağı harita bulunmaktadır. Haritada ölçek bulunduğuna göre kadastro paftasının ölçeği ile 1955/37-100 esas karar sayılı mesaha tezyidine ilişkin ilamın dayanağı harita kadastro paftasının ölçeği ile eşitlenmeli, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, davacı tapusunun kapsamı sağlıklı biçimde belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde evvelce kadastro mahkemesinde görülen ve sonuçlanan davanın dava konusu taşınmazlar için kesin hüküm oluşturacağı düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy