(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu 182 parsel sayılı 116250 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Bedirhan adına tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen davacı hazine zilyetlik ile edinim şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın davalı muris Bedirhan mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, gerekçe gösterilerek, hüküm kurulmuştur. Gerçekten kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı bu niteliği ile kapsamının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan vergi kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu, tespit gününe kadar 20 yılı aşkın süre ile davalıların ve miras bırakanları Bedirhan'ın taşınmazda zilyet oldukları adlarına tescile karar verilen zilyetler yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmenin diğer koşullarının gerçekleştiği saptanmıştır.
Davacı hazinenin açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14/son maddesi hükmüne göre aynı çalışma alanı içerisinde bir kişinin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinebileceği toplam taşınmaz miktarı sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümdür. Mahkemece bu doğrultuda yapılan araştırma yetersizdir. Bedirhan mirasçıları yönünden 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi gereğince araştırma ve soruşturma yapılmış ise de miras bırakanları Bedirhan yönünden aynı doğrultuda araştırma ve soruşturma yapılmadığı gibi hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüklerinden de yöntemine uygun şekilde araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
Sağlıklı sonuca varılabilmesi için davalıların miras bırakanı Bedirhan'ın açık kimliğinden söz edilerek aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yoluyla başkaca taşınmaz mal adına tespit yada tescil edilip edilmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, ayrıca Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden davalıların miras bırakanı Bedirhan ile mirasçıların kimliklerinden söz edilerek kimlikleri belirtilen kişiler tarafından hukuk mahkemelerine açılmış derdest yada sonuçlanmış tescil davası bulunup bulunmadığının sorulup saptanması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması zorunludur.
Sonuç: Mahkemenin bu olguları gözardı ederek yazılı şekilde hüküm kurması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy