(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında temyiz konusu 491 parsel sayılı 7500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz çayır niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen Dilaver Diler ve arkadaşlarının tapu kaydına dayanarak açtığı, mahkemece de 3402 sayılı yasanın 36. maddesi uyarınca reddine karar verilen hüküm davacılardan Haki Diler'in temyizi üzerine Yargıtay Yedinci Hukuk Dairesince özetle, yasaya uygun biçimde verilmiş bağlayıcı kesin önelin bulunmadığından söz edilerek bozulmuştur. Bozma kararından sonra yapılan yargılama sonunda temyiz konusu taşınmaz yönünden davanın kısmen kabulüne, 491 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişinin 9.10.1989 tarihli ek raporunda ( A ) harfi ile gösterilen ve taralı 3730 m2'lik kısmın Dilaver Diler ve arkadaşları adına, bakiye kısmında davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı hazinenin temyizi uzman bilirkişi haritasında ( A ) harfi ile işaretli davacı taraf adına tescile karar verilen 3730 m2 yüzölçümündeki bölümle ilgili hükme yöneliktir. Mahkemece dava konusu 491 parsel sayılı taşınmazın temyize konu bölümünün davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın dayandığı 29.9.959 tarih 10 sayılı tapu kaydı tescil hükmü ile oluşmuştur. Tapu kaydının dayanağı haritasının bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmüne göre kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur. Kaldıki, tutunulan tapu kaydının dava dışı 89 ve 90 parsel sayılı taşınmazlara da revizyon gördüğü de saptanmıştır. Kural olarak bir kaydın kapsamı belirlenirken revizyon gördüğü dava dışı taşınmazların gözönünde tutulması zorunludur. Öte yandan uzman bilirkişinin haritalı raporu keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi aracılığı ile taşınmaz başında keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle davacının dayandığı tescil hükmü ile oluşan tapu kaydının dayanağı harita yerine uygulanmalı, uygulama yapılırken tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenmeli, bundan sonra kadastro paftası ile tapu kaydının dayanağı harita çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan arz üzerinde gösterilen doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, davacının dayandığı tapu kaydının kapsamı bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli ve temyize konu taşınmaz bölümünü kapsayıp kapsamadığı saptanmalı, bu belirleme yapılırken revizyon gördüğü dava dışı parsellerde göz önünde tutulmalı, uzman bilirkişiden keşfi ve uygulamayı izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma, uygulama yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA 9.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy