(3402 S. K. m. 14, 16/B) (1086 S. K. m. 363, 365) (4721 S. K. m. 713, 719)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 130 ada 22 parsel sayılı 660861,24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı C. Bulut taşınmazın 11 dönümlük bölümü için satın alma ile geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile taşınmazın keşif haritasında (A) harfi ile gösterilen 4321,88 m2lik bölümünün davacı adına geriye kalan bölümün ise tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Davalı Hazinenin temyizi uzman bilirkişi haritasında (A) harfi ile işaretli 4321,88 m2 yüzölçümünde davacı taraf adına tesciline karar verilen bölümle ilgili hükme yöneliktir.
Mahkemece dava ve temyiz konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, zilyet davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki; mera araştırması usulüne uygun yapılmamıştır. Bir yerin mera olup olmadığı öncelikle taşınmazın bulunduğu çalışma alanında tahsisli mera olup olmadığının ilgili mercilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı belgelerin getirtilip uygulanması dava konusu taşınmazın mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, mera tahsis kaydı yok ise, davada yararı olmayan komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi aracılığı ile dava konusu taşınmazın mera olup olmadığının sorulup saptanması, bilirkişi sözleri yeterli görülmediği takdirde tarafların aynı usulle gösterecekleri tanıklarının taşınmazın başında dinlenilmesi, bilirkişi, tanık sözlerinin değerlendirilmesinde komşu parsellerin tutanak örneği ve dayanağı belgelerden yararlanılması, gerektiğinde uzman bilirkişiye başvurulması ve tutanak bilirkişilerinin dinlenilmesi, böylece mera olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Mahkemece açıklanan biçimde araştırma yapılmamıştır. O halde, yukarıda açıklandığı biçimde araştırma, inceleme yapılmalı, taşınmazın mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmünce sınırlandırılmasına karar verilmeli, aksi halde zilyetlik delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olguların gözardı edilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; taşınmazın davacı taraf adına tescile karar verilen bölümü dışında kalan kesiminin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmesi dahi isabetsiz, bu nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy