(3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 251 ada 5 parsel sayılı 56071.39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Halil Ünal taşınmazın bir bölümü için kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın keşif haritasında ( A ) harfi ile gösterilen kırmızıyla taralı 5307.14 m2'lik bölümünün davacı adına, ( B ) harfi ile gösterilen 50764.25 m2'lik bölümünün tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı hazinenin temyizi uzman bilirkişi haritasında ( A ) harfi ile işaretli 5307,14 m2 yüzölçümünde davacı taraf adına tescile karar verilen bölümle ilgili hükme yöneliktir. Mahkemece 251 ada 5 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu bölümü üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanarak ham toprak niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. Tutanak bilirkişilerinden Ömer Kaplan dinlenmiş diğer tutanak bilirkişileri dinlenmemiş, hüküm yerinde dinlenmeme nedenleri gösterilmemiştir. Hal böyle olunca tespitte saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu arasında aykırılık çıktığı halde diğer tutanak bilirkişileri tutanak başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. Öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın ziraata elverişli olmadığını, toprak yapısı olarak çakıllı, taşlı olduğunu, davacı tarafın evine yakınlığı nedeni ile arsa özelliği taşıdığını açıklamıştır. Uzman ziraatçi bilirkişinin raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Davaya konu yapılan taşınmazın davacının evine yakın olması gibi bir kıstas taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu göstermez. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dinlenmeyen tutanak bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, Ömer Kaplan dışındaki dinlenmeyen tutanak bilirkişileri ayrı ayrı dinlenilmeli, dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olmadığı, uzman bilirkişi raporunda açıklandığına göre taşınmazın bulunduğu bölgede tespit gününden önce yapılan ve onaylanarak kesinleşen imar planı var ise imar planı ile ilgili harita ve dayanağı belgeler getirilmeli, imar planının dayanağı harita ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenerek yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı bu yolla belirlenmeli, bundan sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17/son maddesi hükümleri göz önüne alınarak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmeli, mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz,
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA 9.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy