(3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davacı taraf dava konusu taşınmazların kadastro sırasında kardeşleri davalılar adına tespit edildiğini, taşınmazlarda payı bulunduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 38 ve 39 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline, 52 parsel sayılı taşınmazın ise 2003/1 esas sayılı dava dosyasında dava konusu yapıldığını açıklamak suretiyle 52 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargılama tutanaklarına yansıyan bilgilere göre dava konusu taşınmazların tarafların babası Şevket Dinç'e ait olduğu, Şevket Dinç'in sağ olduğu mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Uyuşmazlık dava konusu taşınmazlarda davacı payının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma, dava niteliği dikkate alındığında hüküm vermeye yeterli değildir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava dilekçesi, davacının ilk oturumda duruşma tutanağına geçen beyanı ile yargılama sırasında dosya ibraz ettiği dilekçe içeriği dikkate alındığında öncelikle davacıya davası açıklattırılmalı, davacının dava konusu taşınmazların babası Şevket adına tescili gerektiğini duraksamasız öne sürdüğü takdirde, tarafların babası Şevket'in sağ olduğu, kadastro tespitlerine bir itirazının bulunmadığı, davacının babası adına dava açamayacağı, bu nedenle davacının davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine taşınmazların tespit tutanağı örneklerinin kütüklerin devri halinde Tapu Sicil Müdürlüğüne, aksi halde Kadastro Müdürlüğüne geri çevrileceği düşünülmeli, dava konusu taşınmazlarda payı bulunduğunu öne sürdüğü takdirde davalıların savunması dikkate alınarak babaları Şevket'ten dava konusu taşınmazların zilyetliğini hangi hukuksal nedenlerle devraldıkları, kendilerine açıklattırılmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında keşif yapılmalı, iddia ve savunma doğrultusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişilerinin beyanları ile keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık anlatımları arasında aykırılık olduğu takdirde çelişki giderilmeli, davacının yurt dışından kim ya da kimlere para gönderdiği, bu paranın hangi maksat için gönderildiği bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanmalı, deliller değerlendirilirken dava konusu taşınmazların öncesinin bir bütün olduğu göz önünde tutulmalı, 52 parsel sayılı taşınmazın 2003/1 esas sayılı dava dosyasında davalı olduğu belirtildiğinden sözü edilen dava dosyası getirtilmeli, davalar arasında fiili ve hukuki irtibat bulunup bulunmadığı araştırılmalı, fiili ve hukuki irtibatın varlığı halinde aynı taşınmaz için davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davayı etkileyeceğinin kuşkusuz olduğu göz önüne alınarak dava dosyaları usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca birleştirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy