(3402 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Enver A., Yusuf A. mirasçılarından Necmettin Hakime, F., Abdurrahman ve Bediha A. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 421 parsel sayılı 7976m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı süreye ulaşan zilyetliği olduğundan söz edilerek davalı Bayram Atalay adına tesbit edilmiştir. Tapu kaydına dayanan itirazları kadastro komisyonunca reddedilen davacılar Yusuf ve Enver A. itiraz nedenlerine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece, usule ilişkin bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda, davacıların davalarının reddine, taşınmazın davalı mirasçıları adına tapuya tesciline tesbitten sonra taşınmazı davalı taraftan satın aldıkları iddiaları nedeni ile davacıların kararın kesinleşmesinden sonra gelen mahkemede dava açmakta özgür olduklarına karar verilmiş; hüküm davacı Enver A. ile Yusuf A. mirasçılarından Necmettin, Hakime F., Abdurrahman ve Bediha A. tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacılardan Yusuf A.'ın vefat ettiği anlaşılmaktadır. Ne var ki adı geçenin vukuatlı ve onaylı tüm mirasçılarını gösterecek şekilde nüfus aile tablosu getirtilerek incelenmemiş hüküm gününden önce adı geçen ölmüş ise mirasçılarına dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve nizam namesi uyarınca tebliğ edilerek husumet bu yolla yaygınlaştıralar davada taraf koşulu oluşturulmamıştır. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. O halde öncelikle Yusuf A. mirasçıları ile bu mirasçılardan ölenler var ise kimlikleri az yukarıda belirtildiği şekilde saptanmalı tebliğe elverişli adresleri zabıtaca belirlenmeli, adı geçen mirasçılara dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeli husumet yaygınlaştırılarak bu yalla taraf koşulu oluşturulmalı, adı geçen mirasçılar yargılamaya geldiklerinde kendilerinden dava hakkında diyecekleri ile davalı tarafın savunmasına karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı bundan sonra gösterecekleri deliller toplanmalıdır. Yerel mahkemece bu olgunun göz ardı edilmiş olması isabetsiz olduğu gibi iddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı Enver ve Yusuf A.'ın dayandığı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte, dayanaktan yoksun sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita, keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları ve dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilemeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalıdır. Öte yandan davacıların dayandığı tapu kaydının 26.10.1954 gün, 145-132 E.K. sayılı ilam ile yüzölçümünün attırıldığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Ne var ki mahkemece bu yön üzerinde gereği gibi durulmadığı, kaydın yüzölçümünün artırılmasının hakla hukuksal bir nedene dayanıp dayanmadığı sözü edilen davanın tarafları dayanılan hukuksal neden ve o davanın konusu taşınmaz ile bu davanın konusu taşınmazın aynı taşınmaz olup olmadığı yanlar arasında koşullar usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen biçimde kesin hüküm olup olmadığı da hüküm yerinde tartışılmamıştır. Kaldı ki Yusuf A. mirasçılarından Necmettin, Hakime, F., Abdurrahman ve Bediha A. davacılar ile davada taraf olmayan hazine arasında 16.12.1950 gün 203-156 sayılı ilam varsa eki dava dosyası da getirtilerek incelenmemiştir. Kural olarak kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca haritasına göre belirlenmesi zorunludur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacıların dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu kadastro müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra tapu kaydının yüzölçümünün attırılmasına ilişkin ilam ile dayanağı harita ve eki dava dosyası getirtilmeli, dava dosyası bulunamadığı takdirde ilam ve dayanağı harita yerel tapu sicil müdürlüğünden istenmeli, gerektiğinde mahkeme ilamı yerel mahkemenin karar kartonundan onaylı örneği getirtilerek, incelenmeli, yüz ölçüm arttırmasına ilişkin davada kim ya da kimlerin taraf olduğu belirlenmeli, taraflar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde düzenlenen biçimde kesin hüküm bulunup bulunmadığı araştırılmalı, kuşkusuz bu ilamın tarafları ve bunların akdi ve irsi haleflerini bağlayacağı tartışmasız olduğu gibi ilamın tarafı olmayanlarını da bağlamayacağı güçlü delil sayılacağı güçlü delilin aksinin daha güçlü delil veya delillerle kanıtlanabileceği tartışmasızdır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların gösterecekleri tanıklar ve tesbit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yöntemine uygun şekilde ilk oluştuğu günden itibaren yerine uygulanmalı, daha sonra yüz ölçüm arttırılması davası sonucunda oluşan ilam ve dayanağı harita yerine uygulanmalı, kapsamları duraksamasız belirlenmeli, dava konusu taşınmazın davacı tarafın dayandığı tapu kaydının ve dayanağı haritanın kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, taraflar arasında az yukarıda vurgulandığı gibi koşulları usulün 237. maddesinde düzenlenen biçimde kesin hüküm yada güçlü delil bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, kesin hükmün olumsuz dava koşulu olduğu göz önünde tutulmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri var ise taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, yüz ölçüm arttırılmasının haklı hukuksal bir nedene dayanıp dayanmadığı yönü üzerinde durulmalı, taşınmazın bulunduğu yörede 4753 sayılı yasaya göre tevzi çalışmaları yapıldığı anlaşıldığına göre toprak tevzii komisyonunca düzenlenen haritalardan da yararlanılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacı Enver A. ile Yusuf A. mirasçılarından Necmettin A. ve paydaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy