(3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında temyiz konusu 140 ada 63 parsel sayılı 92.02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, tapu dışı ifraza ve bağışa dayanılarak davalı Yaşlıbahçe köyü tüzel kişiliği adına tespit edilmiştir. Davacı M. Cömert taşınmaza tapu kaydı ile zilyet bulunduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı M. Cömert tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tespit gününde davalı köy tüzel kişiliği yararına 3402 sayılı kadastro kanunun 13/B-b maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı taraf Kasım 1337 tarih 21 sayılı sicilden gelen ifraz yoluyla oluşan Mart 1967 tarih 30 sayılı tapu kaydına dayanmıştır. Kök tapu kaydı ile taşınmazın tespitine dayanak yapılan davacı M. ile davalı tarafın bayisi dava dışı M. Ataç adına oluşan tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu yanlar arasında uyuşmazlık konusu değildir.
Dava konusu taşınmazı davalı köy tüzel kişiliğine dava dışı M. Ataç'ın tapu dışı işlemle bağışladığı saptanmıştır. Kural olarak bir kimsenin tapu dışı satış ya da bağış gibi hakka etkin işlem yapması halinde kendi hakkıyla sınırlı olarak satıp ya da bağış işlemi yapabileceği tartışmasızdır. Hayatın olağan akışına ve hukukun temel kurallarına göre bir kimsenin hakkı bulunmadığı taşınmazı satması ya da bağışlaması hukuken olanak dışıdır. Hal böyle olunca, tespite dayanak yapılan tapu kaydında paydaş bulunan davacı ile dava dışı M. Ataç arasında tapu dışı paylaşma yapılıp yapılmadığının mahkemece yöntemine uygun şekilde araştırılması zorunludur. Öte yandan tespit tutanağı bilirkişileri ile hükme dayanak yapılan bilirkişi sözleri arasında aykırılık bulunduğu halde tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı, ayrı dinlenerek çelişki giderilmemiştir.
O halde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar tespit tutanağı bilirkişileri, taşınmaz başında hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın tespitine dayanak yapılan tapu kaydındaki paydaşlar davacı M. ile dava dışı kişi durumunda bulunan ve davalı köy tüzel kişiliğinin bayii M. Ataç arasında tapu dışı paylaşmanın yapılıp yapılmadığı konusunda bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, paylaşma yapılmış ise çekişmeli taşınmazın davalı köy tüzel kişiliğinin bayii M. Ataç'ın payına düşüp düşmediği duraksamasız belirlenmeli, çekişmeli taşınmazın M. Ataç'ın payına düştüğünün belirlenmesi halinde bağış olgusuna değer verileceği gözönüne alınmalı, aksi halde, bir başka deyişle tapu dışı paylaşmanın yapılmadığı belirlendiği takdirde M. Ataç'ın payı ile sınırlı olarak bağışta bulunabileceği dikkate alınmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı M.'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy