(3402 S. K. m. 14, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1146 parsel sayılı 23400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz zilyedi Koçpınar Köy Tüzel Kişiliğinin belgesizden edindiği taşınmazların toplamı 50 dönümü geçmesi nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonu tarafından reddedilen A. Uğur ve diğer davacılar A. Uğur ve H. Uğur tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmışlardır.
Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın Ö. Uğur mirasçıları adına payları da gösterilmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 1146 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi İsmail Aklan tarafından düzenlenen 6.11.2003 günlü haritada yeşil renkle taralı A harfi ile işaretli 919 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı tarafın tutunduğu 10.3.1936 tarih 11 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı aynı haritada kırmızı renklerle taralı B harfi ile işaretli 22481 m2 yüzölçümündeki kesim üzerinde ise tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyet davacılar yararına 3402 Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacıların dayandığı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri saik ve sebebi belli olmayan dayanaktan yoksun sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen harita da keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan 10.3.1936 tarih 11 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye düzenlettirilecek haritada işaret ettirilmeli, yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri var ise taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı dayanılan tapu kaydının kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde belirlenmeli, dava konusu taşınmazın tümünün ya da bir bölümünün tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi ve niteliği hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların fer-i zilyet olup olmadıkları araştırılmalı, davacıların dosya içeriğine göre taşınmazı iradi olarak terk edip terk etmedikleri duraksamasız açıklığa kavuşturulmalı, komşu parsellerin tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla bilirkişi ve tanık sözleri ile denetlenmeli, özellikle komşu parsellerin dayanakları kayıtlarda nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği incelenip irdelenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy