(3402 S. K. m. 14, 20, 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı H. Öğe tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 13 ve 14 parsel sayılı 2100 ve 4300 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar A. Bayram mirasçılarına, 973 parsel sayılı 1960 m2 yüzölçümündeki taşınmaz M. Sezer mirasçılarına, 974 parsel sayılı 2226 m2 yüzölçümündeki taşınmaz M. Sezer adına, 975 parsel sayılı 1720 m2 yüzölçümündeki taşınmaz S. Gülcü adına, 976 parsel sayılı 1572 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Ş. Kılıç adına, 977 parsel sayılı 1964 m2 yüzölçümündeki taşınmaz R. Kılıç mirasçılarına, 978 parsel sayılı 1516 m2 yüzölçümündeki taşınmaz A. Aydın mirasçılarına, 979 parsel sayılı 1480 m2 yüzölçümündeki taşınmaz A. Güngör adına, 980 parsel sayılı 1340 m2 yüzölçümündeki taşınmaz R. ada adına, 981 parsel sayılı 1744 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Y. Peri adına, 982 parsel sayılı 2384 m2 yüzölçümündeki taşınmaz N. ve R. Dağ adına zilyetliğe dayanılarak tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen davacı H. Öğe tapu kaydına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı H. Öğe tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olmadığı tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı taraf Eylül 1928 tarih 54 ve 61 sayılı tapu kayıtlarına dayanmıştır. Ne var ki davacının dayandığı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu kadastro müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden getirtilmemiş, dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği tapu sicil müdürlüğü ve kadastro müdürlüğünden sorulup saptanmamıştır.
Öte yandan davacının tutunduğu tapu kaydının maliki ya da malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi bulunup bulunmadığı yöntemine uygun şekilde araştırılmamıştır. Böylesine yetersiz sağlıksız soruşturma ile hüküm verilemez. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacının dayandığı Eylül 1928 tarih 54 ve 61 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu kadastro müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli sözkonusu tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, kadastro müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden sorulup, saptanmalı, revizyon görmüş ise bu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları belgeler davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazlar ile davacının dayandığı tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmaz yada taşınmazları dava konusu taşınmazlar ve dıştan komşu parsellerle bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita kadastro müdürlüğünden istenilmeli, bu parsellere dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları belgeler davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, öncelikle dayanılan tapu kayıtları dava dışı başka taşınmazlara revizyon görmüş ve bu taşınmazlar hakkında kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava var ise usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının sağlıklı sonuca varılması kaydın kapsamının yöntemine uygun şekilde belirlenmesi bakımından davalar arasındaki fiili ve hukuki irtibat bulunduğu dikkate alınarak davaların birleştirilip birleştirilmeyeceği incelenmeli, bundan sonra davacının dayandığı tapu kaydının maliki yada malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi davacıdan sorulup saptanmalı, irsi ilişkinin varlığı halinde kayıt maliki yada maliklerinin verasete esas olacak nüfus kayıt örnekleri nüfus müdürlüğünden getirtilmeli, akdi ilişkinin varlığı öne sürüldüğü takdirde konuya ilişkin olarak davacıdan delilleri sorulup saptanmalı, özellikle davacıdan yazılı bir belgesi bulunup bulunmadığı sorulup saptanmalı, daha sonra davacının tutunduğu tapu kaydının hukuksal değerini yitirip, yitirmediği incelenmeli, tutunulan kaydın hukuksal değerini yitirmediği, davacının kayıt maliki yada malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi belirlendiği takdirde, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle dayanılan tapu kayıtları yerine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde uygulanmalı, komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar ile yerel bilirkişi ve uzman bilirkişinin uygulamaya ilişkin sözleri ve haritalı raporu denetlenmeli, sözü edilen tapu kayıtları dava dışı başka taşınmazlara revizyon görmüş ise revizyon gördüğü dava dışı parsel yada parseller uygulamada gözönüne alınmalı, tapu kayıtlarında yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerlerinin bulunması halinde taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy