(3083 S. K. m. 2) (3402 S. K. m. 9, 14, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 449 parsel sayılı 336.300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 448 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının yüzölçümü ile 20 dönüm fazlası olarak davalı hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Arif Gelen, dava dışı 448 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydı ile vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Ömer mirasçılarından Mustafa ve Nurettin Tograp ile Arif mirasçısı Feremez ve Kerem Gelen davaya katılmışlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi Alaaddin Üzüm tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada (A) harfi ile gösterilen 180.000 m2 yüzölçümündeki kesimin Arif Gelen mirasçıları ile Ömer Tograp mirasçıları adına payları oranında aynı haritada (B) harfi ile gösterilen 156.300 m2 yüzölçümündeki bölümün ise davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı hazinenin temyizi 449 parsel sayılı taşınmazsın uzman bilirkişi Alaaddin Üzüm tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile işaretli kırmızı renklerle taralı 180.000 m2 yüzölçümünde davacı Arif Gelen mirasçıları ile Ömer Toğrap mirasçıları adına payları oranında tescile karar verilen bölümle ilgili hükme yöneliktir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu 449 parsel sayılı taşınmazın dava dışı 448 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydı ile 20 dönüm fazlası olarak davalı hazine adına tesbit edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın dayandığı dava dışı 448 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının yüzölçümü 180 dönümdür. Oluştuğu gün ve bu günde 1 dönümün 919 m2 olduğu dikkate alındığından sözü edilen tapu kaydının gerçek yüzölçümünün 165420m2 olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca söz konusu tapu kaydının yüzölçümünden fazlası ile dava dışı 448 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğünün kabulü gerekir. Tapu kaydında tarif edilen Cebel sınırının değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardan olduğu dikkate alındığında sözü edilen tapu kaydının kapsamının 3402 sayılı K.K.nun 20 maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunludur. Bu olgu karşısında dava dışı 448 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının konusu 449 parsel sayılı taşınmazı kapsaması olanaksızdır. Davacı tarafın tutunduğu 1937 tarih 7 ve 15 tahrir sayılı vergi kayıtlarının uygulaması yetersiz ise de vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri dikkate alındığında sözü edilen vergi kayıtlarının değişebilir ve genişletilmeye elverişli, sınırlı olduğu 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca kapsamlarının yüzölçümü ile belirlenmesinin zorunlu olduğu tapu kaydının yüzölçümünün her iki vergi kaydının toplam yüzölçümünden daha büyük olduğu kayıtların iç içe girmesi halinde yüzölçümü büyük olan kayda değer verileceği gözönüne alındığında dayanılan vergi kayıtlarının da dava konusu 449 parsel sayılı taşınmazın temyize konu kesimini kapsaması olanaksızdır.
Davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı K.K.nun 14/son maddesi hükmünde aynı çalışma alanı içerisinde bir kişinin kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinebileceği toplam taşınmaz miktarı sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümdür. Davacı taraf dava dışı 448 parsel sayılı taşınmazda kayıtsız ve belgesizden o günde yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Kanununun 33.maddesi hükmü uyarınca belgesizden 20.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kesimi dava dışı 448 parsel sayılı taşınmazda adına tescile karar verilmiştir. Davacılar bir paylaşmaya dayanmamışlardır. Tapu kaydının gerçek yüzölçümü 165.420 m2 dir. Tapu kaydının gerçek yüzölçümü dikkate alındığında dava dışı 448 parsel sayılı taşınmazda davacıların 14.580 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünü de kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yolu ile kazandıklarının kabulü gerekir. Hal böyle olunca dava dışı 448 parsel sayılı taşınmazda davacılar adına kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yolu ile tesbit ve tescil edilen taşınmaz miktarının 34.580 m2 yüzölçümünde olduğu kuşkusuzdur. Bu olgular ile davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü karşısında davacıların dava konusu 449 parsel sayılı taşınmazın temyize konu haritasında (A) harfi ile işaretli bölümünden koşullarının varlığı halinde ancak 65.420 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacılar adına payları oranında tesciline olanak vardır. Ne var ki davacıların mirası bırakanı Ömer Tograp adına dava dışı taşınmazlarda 24.500 m2, Arif Gelen adına 68.000 m2 yüzölçümünde kayıtsız ve belgesizden taşınmaz malın tesbit edildiği anlaşılmaktadır.
O halde davacıların miras bırakanları Arif ve Ömer ile Arif ve Ömer'in mirasçılarının açık kimliklerinden söz edilerek aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla adlarına başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip, edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanması, varsa sözü edilen taşınmazların tesbit tutanaklarının getirtilmesi, davalı iseler dava dosyaları getirtilerek usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca bu dava dosyası ile birleştirilip birleştirilmeyeceğinin düşünülmesi, bu yolla davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı K.K.nun 14/son maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalarla ilgili olarak etkili bir denetim ve kontrol yapılması, ilgililer adına paylı tesbit edilen taşınmaz ya da taşınmazlar var ise taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek pay karşılığında ilgiliye o taşınmazda kaç m2 taşınmaz tesbit edildiği dikkate alınmalı, ayrıca 3083 sayılı yasanın 2/G maddesi hükmü uyarınca dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru toprak niteliğinde olup olmadığı Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünden sorulup, saptanması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 04.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy